ABD-Rusya anlaşabilir

13 Nisan 2017 Perşembe

NURETTİN DEMİRTAŞ

ABD’nin yeni yönetimi, önceden planladığı ve Rusya, Fransa gibi devletler üzerinden önceden duyurduğu füze atışlarıyla siyasi mesajlarını verdi. 

ABD saldırısına karşı en çok İran ve Rusya’nın tavrının ne olacağı merak ediliyordu; nihayet ABD’nin kırmızı çizgileri aştığını, tekrarlanırsa karşılık verileceğini açıkladılar.

Kimyasal saldırıya ve füzelere en çok sevinen Erdoğan oldu. Bu sürece nasıl gelindiği izlendiğinde nedeni ortaya çıkıyor. 

Son bir yılın gelişmelerini ana hatlarıyla hatırlayalım. Türkler Rus uçağını düşürdüğü halde 15 Temmuz darbe girişimi karşısında Rusya Erdoğan’ı önceden haberdar ettiği gibi saldırılar sırasında da korudu ve böylece kendi yanına çekmeyi sağladı. 

Astana süreciyle inisiyatif alan Rusya AKP’nin kırmızı çizgisi olan “Esad’ın gitmesi” konusunda değişim sağladı. AKP çizgileri yerle bir oldu. “Esad kalabilir, Esad’la da çözüm olabilir” demek zorunda kaldılar.

Bab’a kadar saldırdılar ama Minbic’i hedeflerken karşısında direnen yerel güçlerin yanında Rus ve ABD bayraklarını buldular. “Fırat Kalkanı” saldırısı böylece son buldu. Dicle Kalkanı diye yeni bir psikolojik hamleye yönelseler de işleri güçleri oyunbozanlık, katliam, işgal, soykırım olduğundan bölgede tutturacakları bir şey yok.

Ortadoğu’da oyun kurucu olmayı asla başaramamış olan AKP oyun bozucu rolünü sürdürmek için elinden geleni yapıyor. Tek dertleri var, o da Kürt halkının kazanımlarını önlemektir. Esad bahane! Rakka için kırk takla atmasına rağmen ABD sularına giremediği de biliniyor. 

Erdoğan bu ortamı fırsat bilerek hemen Minbic ve Rakka’yı tekrar gündeme getirmiştir. Fakat bu iş sandıkları kadar kolay olmayacak. ABD ve Rusya karşı karşıya gelirse bundan Türkiye yararlanır ama durum göründüğü gibi olmayacak. 

Çok önemli gelişmelere sahne olacak bir bahar sürecine girildi. Halkların özgürlük mücadelesi faşizmi kesin yenilgiye uğratma kararlılığındayken uluslararası arenadaki gelişmeler AKP’ye büyük bir sürpriz hazırlıyor.


Füzelerin taşıdığı mesaj 

Rusya’yla çatışma doğurmaz

Türkiye’nin dayandığı dengeler önümüzdeki günlerde hızla değişmeye adaydır. Çünkü ABD-Rusya değil ABD-İran çatışması kapıdadır! İkisi bir cephedir, ayrılamazlar denilebilir ama Trump yönetimi ikisini ayıracak manevralar üzerine çalışmaktadır.

Suriye’de daha hızlı şekilde sonuç almak isteyen ABD, İran üzerindeki baskısını kontrollü şekilde artırmakta; sahada ise askeri gücünü daha fazla işlevsel hale getirmektedir. 

Esas hedef İran’dır. Suriye İran’ın ön cephesi durumundadır; Suriye’ye ilk yönelimler de bu nedenle başlatılmıştı. ABD’nin her adımında bu durum hatırlanmalıdır.

ABD füze saldırısının bir sefere mahsus olduğunu açıkladı. Meselenin bittiği anlamına gelmiyor; Suriye’de hiç sonuç almadan geri çekilme durumunda olamaz. 2003 sonrası Irak deneyiminden dolayı biraz temkinli de olsa Suriye’deki askeri varlığını genişletmekte ve daha fazla müdahale etme zeminini hazırlamaktadır. Füze saldırısı bu konseptin önemli bir adımı olmuştur. Fakat askeri yönünden daha fazla siyasi yönü olan füzelerdir! Bu anlamda füzeler sadece Suriye’ye atılmamış; Rusya’yı da ABD politikalarına doğru çekmenin mesajını taşımıştır. 

ABD İran ve Suriye’yi hedeflerken Rusya’yı yanına almaya çalışıyor. İran meselesinde Rusya kilit rol oynayacağı için ABD Türkiye ile değil Rusya ile anlaşmaya bakacaktır. Politikalarını bu minvalde sürdürmeye devam edecektir.

ABD ve Rusya anlaştığında AKP tamamen boşa düşecektir. İki taraf da AKP kurnazlıklarını yutmadığı gibi sadece kendi çıkarları için kullanmaktadır. Türkiye ve tüm bölgeye yaklaşımlarında tek bir fark vardır: Ruslar daha güncel ve pragmatik yaklaşırken, ABD daha kapsamlı ve uzun erimli bir strateji çerçevesinde yaklaşmaktadır. 

Rusya istediği kadar olayı kınasın, İran ile birlikte karşılık vereceğinden dem vursun, ABD ile uzlaşma konusunu ciddi anlamda ele alacaktır. Nedenlerini kısaca irdeleyelim: 

Birincisi, Transatlantik ve Avrasya çizgileri birbiriyle çatışırken Putin ikisi arasında keskin bir taraf konumuna girmeden açık bir pragmatizmle çıkarlarını gözetiyor. 

İkincisi, Avrupa’ya uzanan enerji hatları Rusya üzerinden geçtiği müddetçe ABD ile anlaşmaması için bir gerekçe yok. 

Üçüncüsü, ABD İran’ı hedeflediği için güncel-taktiksel birçok konuda Rusya’ya göz yumacak durumdadır. 

Türkiye ise bu haliyle ABD ve Rusya’nın peşinden sürüklenmeye devam edecektir. Dayanaklarını yitirdiğinde AKP’nin düşmesi an meselesi olacaktır. 

Kürt düşmanlığı AKP’yi tüm dış güçler kadar içteki rakiplerine de mecbur bırakmış durumdayken 16 Nisan sonrası oyun bozucu rolünü de sürdüremez hale gelecektir. Referandum sonucu ne olursa olsun, ülkücü-ulusalcı-dinci faşist cephe dağılacak ve Kürt düşmanlığı temelinde hapishaneden çıkarılan Ergenekoncular başta olmak üzere tüm çeteler AKP ile rövanşa tutuşacaktır. 

Ortadoğu ve Avrupa’dan tecrit olan AKP Türkiye’yi Suriye haline getirmektedir. Bölgeyi esas hareketlendirecek gelişmeler o zaman yaşanacaktır. 16 Nisan sonrasında iç savaş çıkacak söylemi boşuna değildir. AKP silahlı milis oluşturuyor. Sadece izleyici olmamak gerekiyor. Örgütlü olan kazanır!

Demokrasi güçleri bu sürece ne kadar hazır?



1948
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: