Lenin, sanat, iktidar

oseoguz@gmail.com | 10 Nisan 2017 Pazartesi

OSMAN OĞUZ

Yeni Özgür Politika’da hafta sonu önemli bir metin yayımlandı: Tarık Ali’nin 25 Mart’ta The Guardian gazetesinde yayımlanan “Lenin’in Edebiyat Sevgisi Rus Devrimini Nasıl Şekillendirdi?” yazısının çevirisi... (1) Sovyetler Birliği ‘fikrinin’ sanat eseriyle -ve giderek hayatla- irtibatlanma biçimine dair ufuk açan, tartışmaya sevk eden ve içerdiği bilgilerle de heyecanla okunası bir yazıydı bu.

İnsanlık tarihi, güzel hayallerin hakikatin prizmasında yitirilmesinin bolca örneğine tanık. Sovyetler Birliği’nin de bunlardan biri olduğuna şüphe yok. Devrimi yaratan fikir, iktidarla buluştuğunda başkalaştı; adına bazılarının ‘reel sosyalizm’, bazılarının ‘bürokratik kapitalizm’ dediği bu ahvalde ‘kurucu irade’ ve ‘kurucu hayal’ ile pratik arasındaki açı giderek büyüdü.

Sanat, sosyalist fikirlerin iktidarla buluştuğunda alacağı hâli anlamak açısından belki de en fazla veriyi sunan alanlardan biri oldu. Yalnız Sovyetler Birliği’nde değil, bütün deneyimlerde. Hayatı su sızdırmaz bir bürokratik düzen ile inşa etmek isteyenlerin sanatsal yaratıcılığın sınır tanımazlığından ürkmesi, eşyanın tabiatı gereğiydi.

Sovyetler’de ‘resmi görüş’e dönüşen Marksizm-Leninizm’in ilkelerini yazanlar, şöyle söylüyordu mesela: “Kültürel mirasın içinden değeri sürüp gidecek olanları seçmek ve gereksiz olan her şeyi, sosyalist toplumun yapısına ters düşen her şeyi ve hele hele gerici, zararlı olan her şeyi atmak, kültür devriminin somut görevidir.” (2)

‘Devletlü’ sanatçılar diğer bütün sanatçıların önüne görevler koyuyor, onları ‘olumlu kahramanlar’ yaratmak ve topluma örnek olmak ile sınırlamak için ellerinden geleni yapıyordu.

***

Sovyet Devrimi’nin fikrî ve pratik önderi Vladimir İlyiç Ulyanov (Lenin), kuşku yok ki hayata en çok devrimin günlük çıkarları doğrultusunda baktı. ‘Partisiz edebiyatçıları kahrettiği’ meşhur konuşması (3), bunun açık bir örneği.

Ama bir de Tarık Ali’nin anlattığı Lenin var: İktidarın zehrine uğramamış Lenin. O Lenin, klasik sanatta (bilhassa edebiyatta) büyük lezzet buluyordu ve sosyalist devrim çağrısı yapması ardından kendisine karşı çıkanlara Goethe’nin Faust’undan Mephistopheles alıntısıyla yanıt veriyordu: “Kurşunidir aslında teori, oysa yemyeşildir yaşamın altın ağacı.”

İşte bu Lenin’i, yaşama ‘ak-kara’ çıkmazında bakmayan ve iktidar ile halvet olmamış büyük devrimciyi Yaşar Kemal ise şu cümlelerle anlatıyordu: “Lenin’den sonrakilerin yanılgıları, onun sevgi kaynaklığı eden yüreğinin başarısını gerektiğince kavrayamamış olmalarındandır. Sevginin, dostluğun, güvenin büyük gücüne onun kadar başvurmamış olmalarındandır. Ya da onun kadar sevgi dolu olmamalarındandır.” (4)

Yaşar Kemal’in andığı dönemin temel handikapı olarak ‘iktidar mekaniği’ni tarif etmek, ‘sevgisizlik’ olarak tarif ettiği hâlin faili olarak da buna işaret etmek mümkün.

***

Tarık Ali, yazısının sonunda Lenin’in, daha sonra Sovyetler Birliği’nde bir dönem ‘resmi sanat görüşü’ne dönüşecek olan ‘prolet-kült’e düşman olduğunu da söylüyor. Yaklaşık 400 bin üyeli Proletkült’ün (Proleter Kültürel Aydınlanma Örgütleri) 1920’de Lunaçarski öncülüğünde topladığı ilk kongresine Lenin’in keskin biçimde karşı çıktığı da zaten biliniyor.

Ekliyor Tarık Ali: “Bu alandaki (sanattaki) kestirmeler asla işe yaramazdı, bu Lenin’in ölümünün ardından gelen kötü yıllarda başlayan berbat ‘sosyalist gerçekçilik’ ile kesin olarak kanıtlandı. Yaratıcılık uyuşmuştu. Herkesin hayatının mantıkla şekillendiği Sovyetler Birliği’nde -ya da bu bakımdan başka hiçbir yerde- gereklilik dünyasından özgürlük dünyasına sıçrama hiç gerçekleşmedi.”

***

Büyük Ekim Devrimi deneyimi, yüzüncü yılında, ‘toplumu dönüştürmek’ ve yaşamın inşasına politik öncülüğü yüklenmek isteyene hala eşsiz derslerle dolu. Özellikle de ‘iktidar’ın ‘devrimin ve memleketin çıkarları‘ görünümlü yıkıcılığına, karşı-devrimciliğine dair...


(1) ‘Kurşunidir teori, yemyeşildir yaşamın ağacı’; Yeni Özgür Politika; 8 Nisan 2017 (Link: https://goo.gl/mP9gdl)

(2) Kuzinen başkanlığında komisyon; Marksizm Leninizm’in İlkeleri – 3; Yar Yay.; 2008; Syf. 174

(3) “Edebiyat, Parti edebiyatı olmalıdır! Kahrolsun partizan olmayan yazarlar! Kahrolsun edebiyatın üstün adamı! Edebiyat, proletaryanın genel davranışının bir parçası olmalıdır!” Akt.: Berna Moran; Edebiyat Kuramları ve Eleştiri; Cem Yay.; 1994; Syf.66)

(4) Yaşar Kemal; Ağacın Çürüğü (Yazılar - Konuşmalar); YKY; 1989



753
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: