Devrimci konuşmalar iyidir eğer akılla birleştirebilirsek

20 Mart 2017 Pazartesi

VEYSİ SARISÖZEN

Ben “kriz ciddidir” dedikçe, birileri, inadına olan bitenin “anlamsız” olduğunu, hatta “hayırsız” olduğunu söyleyip duruyor.

Keşke bu kadar söyleseler:

Kim olduğu bilinmeyen “birilerini”, “batının bizi kurtaracağına inanan safdiller” olarak tanıtıyor, ardından da bu kim olduğu bilinmeyen “birilerinin” “aklına şaşmaya” başlıyor.

Böyle tartışma olmaz. Tartışma olgularla, kanıtlarla, gelişmelere ilişkin somut bilgilerle olur.

Türkiye ile Almanya arasındaki “çelişki” ciddidir. Bu da Almanya’nın “devrimci demokrat” olduğunu elbette göstermez. Almanya emperyalist bir devlettir, her bir numarayı da yapar.

Ama bu, yaşanan krizin ciddiyetinden hiç bir şey eksiltmez. “Emperyalizmin faşizmden şikayetçi olmadığı” doğrudur. O Alman emperyalizmi vaktiyle faşist olmuştur. Ama bu da Almanya’nın Türk faşizmiyle çeliştiği gerçeğini değiştirmez.

Şu hale bir bakar mısınız?

BND, Alman istihbarat örgütüdür. Bunun başındaki kişi, Gülen cemaatinin 15 Temmuz darbesiyle ilgisinin olmadığını ilan etti ve dedi ki, cemaat terör örgütü değildir.

Erdoğan ve adamları için bundan daha beter bir açıklama olabilir mi? Generallerin yarısı “FET֒cü” denilerek hapse atılmış. Bunlar elbette “darbeci”, ama FET֒cü değil. NATO’cu ve de Kemalist. BND de bunu biliyor. Sizce bu ciddi bir şey değil mi?

Evet, kesinlikle: BND “bizden” değil. Bizden olan “Gezi”. Katılıyorum.

Ama biz “kim bizden, kim bizden değil” konusunu tartışmıyoruz. Tartıştığımız konu, şu anda Türk devletinin, kendi sisteminin içinde feci bir krizle karşı karşıya olduğudur ve bu krizden devrimci amaçlarla yararlanmak mümkündür.

Şu işe bakar mısınız?

Merkel’in partisi elbette emperyalist bir ülkenin partisidir. Bu partinin “başkan yardımcısı” Klöckner iki gün önce “Kürt halkının Newroz’unu kutladı”. Derken Erdoğan adına konuşan Kalın, Frankfurt’ta onbinlerin katıldığı Newroz kutlaması nedeniyle Almanya’yı suçladı.

Bunlar nedir?

“Oyun” mudur?

Alman emperyalizminin “hayırları” geriletmek için attığı adımlar mıdır?

Derken Avrupa Parlamentosu Başkanı konuştu: „Tükiye her zamankinden daha fazla AB üyeliğine uzak“ deyiverdi. Onu Alman dışişleri bakanı izledi.

Ben bazan “Batının bizi kurtaracağını mı sanıyorsun, o Batı var ya o Batı” diye konuşan arkadaşlarıma şöyle diyorum:

Siz “Batı emperyalizmini mi yıkmak istiyorsunuz, yoksa Türk emperyalizmini mi?”

Boş verin şu Batılı emperyalistlerin “suçları“ hakkında konuşmaya... Siz kendi evinizin önünü süpürmeye bakın.

Çok iyi gelişmeler oluyor. Emperyalizmin iç çelişkileri keskinleşiyor. Bölgesel Tük emperyalizmi kaybediyor. O kaybettiği için büyük emperyalistler Ortadoğu kumarında onun rengine para sürmez oluyor.

Bu da bizim işimize yarıyor.

Düşman içindeki çatlaklar, patlaklar, yarıklar ve çatışma ve kavgalar bize yarar. Ve bilelim ki, böyle keskin iç çelişkiler devrimci süreç bakımından istisnadır. Bunlar istisna olduğu için devrimler de istisnadır.

Kürdistan devrimci hareketi bu istisnai durumda büyük bir şans yakalamıştır.

Bu şansı sakın küçümsemeyin.

Şundan dolayı:

Küçümserseniz, krizden yararlanmak yerine, “kafanızdaki hayalleri gerçek” sanırsınız. Bir sistem iç çelişkisi olmazsa çökmez. Devrimci teorinin bir numaralı tezi budur. PKK Önderi sistemin iç çelişkilerini en iyi analiz eden, ve buradan devrimci sonuçlar çıkaran, çıkardıktan sonra buna uygun hareket eden adamdır. Bir avuç arkadaşıyla girdiği “umutsuz savaştan” dünya ölçüsünde bir örgüt yaratmıştır.

“Ah” diyorum “ah”, şu anda Apo konuşabilse...

Aklımızın köşesinden geçmeyen, kimbilir ne gibi sözler ederdi. Tam da onun zamanıydı. Ama o yok.

Halk hazır.

Önder yok.

Ama o Önder’in düşüncelerini öğrenen öğrenciler de mi yok?

Ben 72 yaşımdayım.

Şimdiye kadar Türk devletinin böyle ağır bir krizle karşı karşıya olduğu hiç bir dönemi hatırlamıyorum. Biz daha ufak krizlerden yararlanamadık. Ama sizler, bizden sonra gelen kuşaklar, bu büyük krizden de yararlanamazsanız, çok yazık olur.

Hazırlanın. Kazanacaksınız.

Devrimci sürecin zaferi için “uluslararası koşullar” olgunlaşmıştır. Ülke içi koşulları olgunlaştırmak, bizim işimizdir. Yani “bizi biz kurtarabilir.”



1427
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: