Mutlaka kazanacağız Newrozu

20 Mart 2017 Pazartesi

SELAHATTİN ERDEM

Kürtler yeni bir Newrozu yaşıyor. Her yılın 21 Mart’ın da kutlanan Newroz, efsaneye göre Demirci Kawa önderliğinde birleşen Ortadoğu halklarının zalim Dehak’ı yenerek özgürlüklerine kavuştukları gün oluyor. Yani Kürtlerin önceli olan Medler öncülüğünde birleşen halkların kurtuluş ve özgürlük mücadelelerini temsil ediyor. Halkların birlik, direniş ve özgürlüğünün simgesi oluyor. Aynı zamanda Kürt takviminde yılbaşını temsil ediyor. Bu çerçevede kelime anlamı olarak da zaten “Yeni Gün” anlamına geliyor. Kısaca yeni günü, yeni yılın başlangıcını, özgürlüğe kavuşmayı ifade ediyor.

Kürtlerin çağdaş özgürlük hareketinde de söz konusu efsane adeta yeniden yaşanmış bulunuyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, PKK’nin çekirdeğini 1973 Newrozunda örgütlüyor. Apocu Grup 1976 Newrozundan itibaren Kuzey Kürdistan’da yayılmaya ve Newroz Özgürlük ve Direniş Bayramını kutlamaya başlıyor. 12 Eylül faşist-askeri rejimine karşı Kürt Özgürlük Direnişi, PKK Merkez Komite Üyesi Mazlum Doğan tarafından 1982 Newrozunda Diyarbakır cezaevinde başlatılıyor. Bu nedenle Önder Abdullah Öcalan tarafından “Çağdaş Kawa” olarak adlandırılıyor. Ardından Zekiye Alkan’ın Amed’deki, Rahşan Demirel’in İzmir’deki, Ronahi ve Berivan’ın Almanya’daki direniş eylemleri geliyor. PKK ile birlikte Newroz Kürdistan’da yeniden birlik, direniş ve özgürlük günü olma anlamına kavuşuyor ve söz konusu anlamına uygun olarak yaşanır ve kutlanır hale geliyor.

Kürtler ve Ortadoğu’nun ezilenleri bu yıl da Newrozu DAİŞ ve AKP-MHP faşizminin soykırımcı saldırılarına karşı topyekün direniş içinde yaşayıp kutluyorlar. Faşist düşman zalimlikte Dehak’ı aratmıyor. Dolayısıyla Newrozun kutlayıcılarının da yeni Demirci Kawalar, yeni Mazlumlar, Ronahiler ve Berivanlar olması gerekiyor. Bu nedenle biz, doğrusunu söylemek gerekirse, hazırladığımız bu yazının başlığını “Direniş Newrozu” olarak koymayı düşünüyorduk. Çünkü topyekün faşist-soykırımcı saldırganlığa karşı ancak topyekun direniş ile Newroz yaşanabilir ve kutlanabilirdi. Ancak Newroz Tertip Komitesi bu yılın Newrozunu “Mutlaka Kazanacağız Newrozu” olarak arlandırınca, biz de bu adlandırmayı daha uygun gördük ve yazımızın başlığı yaptık.

Kuşkusuz önceki düşüncemizi değiştirmeye götüren önemli nedenler vardır. Evet Newroz bir direniş olayıdır; ancak söz konusu çağdaş direnişin bundan otuz beş yıl, kırk yıl önce başlatılmış olması durumu söz konusudur. Bu temelde yeni bir özgürlük direnişi başlamış ve kırk yıldır büyük kahramanlıklar yaratarak bugüne kadar gelmiştir. Özgürlük için direniş Kürtler için, Kürtlerden etkilenen çevreler için artık bir yaşam felsefesi ve duruşu halini almıştır. Yediden yetmişe kadın-erkek ve genç-ihtiyar artık bu direnişi yaşar hale gelmiştir. Belli ki direnerek yaşamak ve direnerek özgür yaşamı yaratmakta bir kusur yoktur.

Peki kusur nerededir? Çok açık ki, söz konusu direnişi zaferle, yani kurtuluşla birleştirme noktasındadır. Yani her türlü baskı ve zulme karşı özgürlük için direniş bir gelenek ve yaşam felsefesi düzeyine ulaşmıştır. Ancak söz konusu direniş gerçeğini kazanma ve başarıya ulaşma ile birleştirmede bir eksiklik kalmıştır. Adeta tek yanlı ve sonu olmayan bir direniş sürecine girilmiş gibi bir anlayış ortaya çıkmıştır. İşte bu anlayışı düzelten ve eksikliği gideren tutum olarak bu Newrozda ortaya konan “Mutlaka Kazanacağız” sloganı güncelde ihtiyaç duyulanı karşılamaktadır. Kuşkusuz burada direniş yine devam etmektedir. Ancak direnişin zaferle, başarıyla birleştirilmesi vardır. “Mutlaka Kazanacağız” sloganı zafer ve başarı iradesini ve kararlılığını ortaya koymaktadır.

Kürt Özgürlük Direnişinin mutlaka kazanma irade ve kararlılığına ulaşmış olması önemlidir. Her şeyden önce, söz konusu irade ve kararlılık bugünü efsane ile birleştirmektedir. Diğer yandan, günümüzün Dehakları olan DAİŞ ve AKP-MHP faşizmine karşı yürütülen kahramanca direnişi nihai amaçla birleştirerek daha anlamlı ve anlaşılır hale getirmektedir. Bundan sonra özgürlük için tüm direnişleri mutlaka kazanma çizgisinde yürütmek ve gerçekleştirmek gerekir.

Kuşkusuz direnmek ve kazanmak kolay olmamaktadır. Her şeyden önce, her türlü zorluğu yenmeyi ve engeli aşmayı gerektirmektedir. Yine büyük riskler almayı ve bedeller ödemeyi gerekli kılmaktadır. Önder Abdullah Öcalan öncülüğünde halk olarak özgürlük için bedel ödemede büyük bir cesaret ve fedakarlık düzeyine ulaşmış durumdayız. Her türlü gericiliğe ve saldırganlığa karşı durmayı ve halkımızı savunmayı gerçekleştiren kahraman gerillamız var. Kahramanlık çizgisinde süren ve büyük başarılar kazanan Rojava Özgürlük Yürüyüşü var. Tam bir halk kahramanlığını ifade eden tarihi öz yönetim direnişlerimiz var. En zorlu konumda zafer kazanmış Kobanê ve Şengal direnişlerimiz var. Kürt halkı artık savunmasız değil ve başkalarına muhtaç da değildir. 

Ancak engelleri aşmak, kahramanca direnip bedel ödemek kadar kolay olmamaktadır. Örneğin DAİŞ faşizminin soykırımcı saldırılarına karşı Êzîdî Kürt halkını savunmayı ve korumayı Özgürlük Gerillamız rahatlıkla gerçekleştirmiştir. Fakat bugün benzer bir saldırıyı AKP-KDP ittifakı yürütmektedir ki, buna karşı direniş DAİŞ faşizmine karşı mücadeleden daha karmaşık ve zor olmaktadır. Burada zorluk yaratan AKP faşizminin gücü ve vahşeti değildir; tersine KDP’nin içine girdiği işbirlikçilik ve uşaklıktır. Demek ki faşist-soykırımcılığa karşı mücadele işbirlikçi-uşaklığa karşı mücadeleden ayrılmamaktadır. 

Bugün 2629’uncu Newroz kutlanırken, Kürt halkının durumu 2629 yıl öncesinden pek farklı değildir. Faşist düşman Dehak’ı aratmayacak cinstendir. İşbirlikçilik ve uşaklık, tarihte oynadığı kötülüklerin benzerini bugün de oynamaktadır. O halde, daha önce de belirttiğimiz gibi, Demirci Kawa tarzı bir direnişçiliği bugün de göstermek zorunludur. Newroz halkı olmak ve özgür yaşamak öyle kolay değildir. Önder Abdullah Öcalan’ın ifade ettiği gibi, kolay olsaydı Mazlumlar, Zekiyeler, Rahşanlar, Ronahi ve Berivanlar kendilerini yakıp kavurmazlardı. Kürt gençliği kırk yıl boyunca on birlerce şehit verme pahasına böyle kahramanca savaşmazdı.

O halde kendimizi kandırmamalıyız, hiç kimse kendini kandırmamalıdır. Newroz ateşi yakmak, Newroz Bayramı kutlamak, Newroz özgürlük ve direniş ruhunu solumak ve temsil etmek öyle kolay değildir. Bu iş büyük bir iş, kahramanca direnme işi ve direnişi zaferle birleştirme işidir. Newroz egemenlerin icazetiyle kutlanmaz. Newroz sadece bir bayram ve eğlence olarak ele alınamaz. Eğer Newroz özgürlükse, o halde her zaman ve her yerde özgürce yaşanır ve kutlanır; hiç kimse de buna engel olamaz. Eğer Newroz direnişse, o halde özgürlük için mücadele her yerde ve her biçimde yürütülür. Özgürlük için direnmek neyi gerektiriyorsa öyle yapılır.

Bu temelde, başta gençler ve kadınlar olmak üzere tüm Kürt halkı ve dostları her yerde Newroz meydanlarına akmalı ve söz konusu meydanları mutlaka doldurmalıdır. AKP-MHP faşizminin her türlü engel ve yasağını Newroz özgürlük ve direniş ruhuyla aşıp geçmelidir. Gerekirse bu Newrozu şehitlerimize yakışır bir biçimde kahramanca yaşamalıdır. Her yerde faşizmi lanetlemeli ve özgürlüğü haykırmalıdır. 

Bu çerçevede Newrozu kutlayan herkesin Newrozunu biz de kutluyoruz! Herkesi Newrozu Mazlum bilinci ve duyarlılığı ile yaşamaya davet ediyoruz. Engel tanımaz bir özgürlük çizgisinde Newrozu ele almaya ve mutlaka kazanmaya çağırıyoruz. Bu temelde büyük Newroz Şehitlerimiz olan Mazlum Doğan, Zekiye Alkan, Rahşan Demirel, Ronahi ve Berivan’ı saygı ve minnetle anıyoruz. Şehitler çizgisinde yaşayıp mücadele ederek yeni Newroz yılını tarihin en büyük özgürlük yılı haline getirerek amaç ve özlemlerini başaracağımızı belirtiyoruz. 


Mazlum Doğan, Ronahi, Zekiye Alkan

Berivan

Rahşan Demirel


827
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: