İnsan hakları savunucuları susmayacak!

g.yoleri@gmail.com | 17 Mart 2017 Cuma

GÜLSEREN YOLERİ


Bu ülkede herkesin bitkin düştüğü yerde insan hakları savunucuları konuşmaya başlamıştı. Devlet şiddetinin, düşmanlıkların toplumu esir aldığı her dönemde, kimse konuşamazken bile insan hakları savunucuları susmadı. Canı pahasına, özgürlüğü pahasına itirazlarını sıraladı, kral çıplak diyerek zalimi zorladı, teşhir etti, hatta Vedat Aydın örneğinde olduğu üzere özgürlüklerin önünü açtı.

Yakın dönem sokağa çıkma yasakları sırasında da hazırlanan raporlar, yapılan eylem ve açıklamalarla devletin gizlemeye çalıştığı vahşeti gözler önüne seren, herkesin gerçekleri görmesine olanak yaratan insan hakları savunucularına yönelik gözaltı ve tutuklama furyasına Çarşamba sabahı Raci Bilici’de eklenmiş oldu. Raci Bilici, uzun yıllardır insan hakları savunucusu olmasının ötesinde, Diyarbakır Şube başkanı ve genel başkan yardımcılığı görevini de sürdürüyor halen. 

Devlet, içinde Raci Bilici'nin de olduğu 11 "sivil toplum kuruluşu" yöneticisi hakkındaki yakalama kararı ve gözaltı gerekçesini PKK/KCK ile bağlantı iddiasına dayandırsa da, bu gözaltı uygulamasının yaklaşan Newroz’la ilişkili olduğuna şüphe yok. Bir yandan Amed’de Newroz’a izin verip öte yandan kutlamaları örgütleyecek örgüt yöneticilerini gözaltına almak, haklarında yakalama kararları çıkartarak işlerini yapamaz hale getirmek de sürpriz bir uygulama değil. Bu devletin 90’lı yıllarda hep başvurduğu ezber yöntemlerinden biri sadece. Bursa'da Newroz tertip komitesinin yedi üyesinden beşinin gözaltına alınması, parti binalarında ve kurumlarda bulunan Newroz materyallerine el konulması, her gün yüzleri bulan yeni gözaltı listeleri devletin saldırganlık dozunu gösteren birkaç örnek. 

Gözaltı ve tutuklamaların İnsan Hakları Derneği Genel Başkan yardımcısına kadar uzamasının elbet Newrozu engellemenin ötesinde bir amacı var. Nusaybin Xarabê Bava ve Talatê köylerinde yaşananların ve Lice köylerindeki sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar sırasında yaşanan hak ihlallerinin raporlanması ve dünyaya duyurulması. Öncesinde hazırlanan Şırnak, Gever, Cizre raporları ve daha pek çok çalışma bu gözaltı ve tutuklamaların nedeni. 2016'da Doğu ve Güneydoğu'da 46 bin 292 hak ihlali yaşandığını yine İHD raporlarından öğrendi dünya kamuoyu.

Uluslararası insan hakları örgütlerine de ulaştırılan bu raporların etkisi azımsanamayacak kadar büyük. Son dönem yayınlanan Avrupa Komisyonu İnsan Hakları Komiseri raporlarında İHD verilerine ve hazırlanan raporlara yapılan atıflarla da bağlantılı bu gözaltı ve tutuklamalar. Bu yüzden gözaltı ve tutuklamalar, faaliyetleri engellemek yanında aynı zamanda cezalandırma amaçlı olduğunu göstermekte. 

İnsan hakları savunucularına yönelik saldırıların daha çok bölgede yaşanması da olan bitene açıklık getirmektedir zaten. Uluslararası alanda da ses getiren pek çok raporun hazırlanmasında gözaltına alına ve tutuklanan arkadaşlarımızın emeği vardır. Nitekim Raci Bilici'de bunlardan biridir. 

Devlet içerde medyayı hakimiyeti altına alarak gerçeklerin duyurulmasını zorlaştırmış olsa da İHD hazırladığı raporlar ve yaptığı açıklamalarla uluslararası alana sesini duyurarak dünyanın gerçekleri görmesine olanak yaratmaya devam etmektedir.

Devlet ezberini bozmamış pek çok ilde demokratik kurumlara karşı yürüttüğü eş zamanlı bu gözaltı operasyonu ile bir yandan yaklaşan Newroz’un coşkusunu bastırmak öte yandan yasakların ve hak gasplarının belgelenmesini, duyurulmasını engelleme gayretine düşmüştür. Ve insan hakları savunucularını da hedefine aldığına göre 2017 Newrozunda ağır saldırılar planlanmakta ve bu saldırıların gizli kalmasını sağlamaya çalışmaktadır. 

Ancak dün olduğu gibi bu gün de bu nafile çaba sonuç vermeyecek, ne toplumun muhalifleri ne de insan hakları savunucuları susmayacaktır.



489
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: