Mart’ın hissettirdikleri

15 Mart 2017 Çarşamba

GÜLİZAR TURAL

Kendine, halkına yaşamına duyarlı her Kürt’ün, Mart ayında yüreğini yakan olaylar vardır. Yüreğimizi yakan her olay, aynı zamanda kendimize tuttuğumuz bir aynadır. Varoluşumuzun anlamında yolculuklara çıktığımız anlardır. Binlerce yıl, Kürt tarihinde Mart hep Newrozla özdeşleşti. Ama son on yıllarda, Mart günleri alnımıza katliam, göç, savaş yıldönümleri olarak yazılmak isteniyor. Bu ısrarın değişmeyen başaktörlerinden biri KDP. Adına ihanet, birakujî, ilkel milliyetçilik ne dersek diyelim, tarih KDP’yi çok net yazıyor: Kürtleri özgürlük, barış ve demokrasiden uzaklaştıran bir güç! KDP karakterinin kaynağı, yıllardır tartışılan temel bir konu. Değişik yorumlar da var. Kürtler için önemli olan özgürleşmeye yakınlaşan Kürtlüğü, her fırsatta Kürtlük adına darbeleyen bir güç olması. 

Nasıl mı darbeliyor? Kürtlere dayattığı önderlik pozisyonuna layık bir paradigmaya sahip olmayarak! Kürt halkının on binlerce insanını bedel vererek kazandığı mevzilere saldırarak! Son elli yılda Kürdistan’ın tüm parçalarında önderlik vasfı taşıyan Kürt birey ve gruplarını tasfiye ederek! 1968’de gerilla savaşı yürüten İ-KDP’ye karşı İran ordusuyla birlikte hareket ederek! 40 yıldır PKK’ye karşı Türkiye devleti ve PKK ile savaşan tüm güçlerle işbirliğine girerek! AKP ile ortaklaşarak! 1991’de gelişen halk serhildanlarının kazanımlarını gasp ederek! Rojava Devrimi’ne ‘devrim değil’ diyerek! Kürtlerin öz savunma güçlerine karşı AKP ile birlikte Rojava Peşmergelerini örgütleyerek! 3 yıl önce arkasına bile bakmadan DAİŞ’in vahşetine terk ettiği Şengal’i işgal ederek! Kandil’in etrafına askeri yığınak yaparak! Türk devletinin onlarca zırhlı aracını ve binlerce askerini Güney Kürdistan’da konuşlandırıp öz be öz Kürt çocuklarına yerel güçler değil diyerek! KCK başta olmak üzere, birçok Kürdistanlı örgütün Kürdistan Ulusal Kongresini gerçekleştirme girişim ve çağrılarına sağır kalıp Kürt birliğini baltalayarak! 

Kürdistan Özgürlük güçlerine yönelik dağda-ovada, şehir ve kasabalarda güç biriktiren KDP, 5 Mart 1991 serhildanlarının, 16 Mart Halepçe katliamının, 12 Mart Gazi ve Qamişlo katliamlarının yıldönümünde saldırganlığını zirveye çıkarıyor. Şimdi, Kürtlerin barışından, özgürlüğünden ve demokrasisinden yana olan tüm güçlerin tarihi bir misyonu var. KDP’nin bu karakterini değiştirmek, onu bu saldırganlıktan vazgeçirmek ve ulusal kongreye katılımını sağlamak ya da Kürdistan’ı KDP’den kurtarmak. 

Hiçbir Kürdistanlı KDP’nin Kürtlüğe kazandıran bir güç olduğunu savunamaz. Eğer KDP etrafında derin çıkarları ya da KDP’den derin korkuları yoksa. Güney Kürdistan için çok büyük bedeller ödenen Mart serhildanlarının yıldönümündeyiz. Bunca ağır bedeller ödenerek kazanılan Güney Kürdistan topraklarının, Kürt özgürlük mücadelesinin beslendiği, büyütüldüğü topraklar olması gerekmez miydi? Kürtler adına kazanılan her mevzinin KDP de dahil tüm Güney Kürdistanlı güçlerce ölümüne savunulması gerekmez miydi? Tutarlı, iradeli ve özgür Kürtlük bunu gerektirir. Ama bugün Güney Kürdistan; Kuzey, Rojava, Şengal; Qendîl, Maxmûr’daki tüm kazanımlarla çatışma pozisyonu alan bir gücün karargahı kılınmıştır. Kürtler adına kazanılan prestiji, demokrasi, özgürlük değerlerini büyüten güçler KDP’nin birinci hedefi haline gelmiş neredeyse. Şimdi her Kürdistanlının elini vicdanına götürmesi ve özgürlük ahlakı ile tavır alması gerekir. Her Kürtün tavrını, sözünü özgürlük ve demokrasiden, barıştan yana çok net ve cesurca ortaya koyması gereken tarihi bir dönemeçteyiz.  

Mart’ın bir de yüreğimizi güldüren olayları var. 13 Mart 1999, Kürdistan Kadın Özgürlük Partisi’nin kuruluşu, bunlardan biri. Uluslararası komploya birinci ayında, Rêber Apo’nun ‘‘yarım kalan projem’’ dediği kadın özgürlük çalışmalarını yürüten Kürdistanlı kadınların verdiği kararlı bir cevap. Bu cevap, uluslararası komplocu güçlerin kesintisiz saldırılarına rağmen 18 yılını doldurdu. Rêber Apo kadın partileşmesini gündeme getirirken ‘‘kadınlar birçok hayallerini bununla gerçekleştirebilirler’’ demişti. Bugün Kürdistan’ın her bölgesine dayatılan savaşlardaki rolü nedeni ile KDP, tüm Kürt kadınlarının özgürlük ve barışla ilgili hayal ve projelerini en fazla engelleyen örgüttür. Nûjiyan Erhan’ı 10 gündür süren yaşam savaşına mahkûm eden KDP, özgürlük için savaşan tüm Kürdistanlı kadınların gözünde, hayallerimizi ve özgürlük projelerimizi engelleyen güçtür. 

KDP, tarihe sonsuza kadar bu olumsuz prestijiyle mal olmak istemiyorsa, AKP ortaklığından vazgeçmeli. Güney Kürdistan’ı Türk tanklarının ve askerlerinin mevzisine dönüştürmeye son vermeli. Bahara girdiğimiz bugünlerde, Newroz direniş bayramı arifesinde kimsenin Kürtlüğe karakışları dayatmaya hakkı yok. Bahara karakışları dayatan güçlere karşı direnmek ise, Newroz geleneği gereği halkların, başta da Kürt halkının en doğal hakkı!



697
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: