‘Sopalı’ referanduma gidilirken Kürt cephesi (2)

harunercan@gmail.com | 11 Mart 2017 Cumartesi

HARUN ERCAN


AKP için işler iyi gitmiyor. Yapılan en güncel anket, AKAM’ın birkaç gün önce duyurduğu sonuçlar oldu. Buna göre, HAYIR oyları verecek olan seçmenlerin oranı yüzde 57,5 iken EVET oylarının oranı 42,4. Anketlerin yapılma tarihi 3-9 Mart haftası

Kasım 2016 seçimlerini tartışmaya yer bırakmayacak şekilde yanlış tahmin eden Türk araştırma endüstrisi ile hakikate ulaşmak pek mümkün değil. Kürt illeri söz konusu olduğunda durum daha da karışık. Önceki tahminleri az çok tutmuş, spesifik olarak Kürt illerinde seçmen davranışını ölçen ve kamuoyuna açıklanmış bir anket henüz yok. Haliyle, anket sonuçlarının en net görüşebildiği mecra iktidarın temsilcilerinin yüzleri ve sözleri… Hakkını verelim. MHP’lilerden ve Kürtlerden aynı anda oy almak zor zanaat. Bir yandan AKP grup toplantısında kurt işareti yapan Binali Yıldırım, üzerinden 1 hafta geçmeden Barzani’nin Türkiye ziyareti sırasında havalimanında (Güney) Kürdistan bayrağının dalgalandırılmasını canhıraş şekilde savunmak durumunda kalabiliyor. AKP, bu haliyle Kürtlerden ve MHP’lilerden ekstra oy devşirmek bir yana dursun, her iki cephedeki kararsızları da HAYIR kampına sürüklüyor. Peki AKP’nin Kürt illerindeki HAYIR oylarının çokluğundan endişelendiğini gösteren veriler hangileri?  

Telaş, AKP’nin Kürt illerindeki üst düzey çabalarından anlaşılabiliyor. Diyarbakır özelinde muazzam bir AKP’li bakan trafiği söz konusu. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Kaya, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu son birkaç hafta içerisinde Diyarbakır’a gelen ve çevre illerde referandum çalışması yapan bakanlardan bazıları. AKP teşkilatları, valiler ve kayyumlar havalimanlarında bakan karşılamaktan yorgun düştüler demek abartılı olmaz.

“Yerel kanaat önderleri” ile yemekli toplantılar, konferans salonlarına getirtilmiş memurlar ve birkaç miting… Kampanya yürütmenin HDP’ye yasak olduğu Kürt illerinde AKP’li olan Kürtlere bile heyecan vermediği alenen gözlenebilen bir referandum kampanyası sürüp gidiyor. AKP MKYK Üyesi Zeynep Alkış ise haftalardır Kürt illerinde. Kayyumlar ile AKP teşkilatlarının organize ettiği paneller yaparak anayasa değişikliğinin ne kadar “süper bir şey” olduğunu anlatıyor. Tüm bu çabalara rağmen, AKP’nin kampanyasında 7 Haziran öncesine benzer bir yorgunluk ve donukluk var. HDP’lilerin sürekli tutuklanmasının bölgesel faydası da tartışmalı. Hatırlatalım, an itibariyle, birçok Kürt illerinde HDP ve DBP teşkilatlarının neredeyse tamamı cezaevlerinde. Dışarıda olanlar ise hafta hafta alınmaya devam ediyor. 

Peki baskı makinası sürekli çalışırken ile AKP’nin Kürt illerinde arzuladığı sonucu alması mümkün mü? Elazığ, Bingöl, Ardahan, Kars, Malatya, Adıyaman gibi HDP seçmenlerinin dominant olmadığı iller dışında AKP’nin işi oldukça zor. Bu yarışın kendisi ne kadar haksız olursa olsun, Kürt meselesinin hakikati, referanduma gidilirken AKP iktidarını çepeçevre sarmış durumda. 

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Denetim Komisyonu, 2004 öncesinde olduğu gibi, Türkiye’nin siyasal ve hukuksal denetime tabi olması yönünde karar aldı. Bu karar, Nisan sonunda oylanacak. Diğer yandan, Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Mart sonunda yapacağı 33’ncü toplantısında kayyum uygulamasını mahkum etmeye hazırlanıyor. Diğer yandan da Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği Türk devletinin kent savaşları sürecinde gerçekleştirdiği ağır insan hakları ihlallerine ilişkin raporunu Cuma günü yayınladı. Sürdürülebilirliği olmayan baskı rejimin biriktirdiği ne varsa birer birer dökülürken, bu raporların diplomatik-hukuki alan dışında, Kürtler üzerinde “yalnız değilsiniz” hissine tuz biber ekme gibi bir işlevleri var.

Eşbaşkanları ve milletvekillerinin yanı sıra referandumda aktif şekilde çalışabilecek 6 bin üyesi ve yöneticisi cezaevinde olan HDP’nin geçen hafta başlattığı referandum kampanyası, siyaset ve iletişim mecralarının kapalı olması nedeniyle Kürtler arasında kısmi olarak ses getirebildi. Bir yandan Türkiye siyasi sistemine olan inancın azalmış olmasından bir yandan da referandumda HAYIR oyu vermek için çok fazla ses çıkarılmasına gerek olmadığından herhalde… Nitekim, seçmenlerin siyasi tercihlerini bile doğru ölçemeyen anket şirketlerinden, halkın öfkesini ve kolektif mutsuzluğu ölçmelerini beklemek haksızlık olur. Hakiki bir fotoğraf görmek için her zaman olduğu gibi Newroz ateşini beklemek lazım. 



1391
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: