Şengal ve tarihsel ders almamak

09 Mart 2017 Perşembe

FAYSAL SARIYILDIZ

Eğer Kurdî veya Kurdistanî değerler skalasına bir kök hücre aranıyorsa bunun tarihsel, inançsal ve kültürel kök hücresi Şengal’dir. Onlarca kez sefer düzenlenen ve her defasında katliamlardan geçirilen Şengal halkı Kürdün tarihsel belleğinin en güçlü sembolüdür. Bu yönüyle Şengal tarihsel olarak bin bir türlü kirli pazarlığın, kirli ittifakın ve yüzlerce ‘Birakûjî’ trajedisinin de yaşandığı bir yerdir.

Eğer Kurdîstanî halkların yüzlerce yıldır bütün özlemlerine denk gelen bir cenneti de aranıyorsa bu cennet bir halklar ve kültürler bahçesine dönüşmüş olan Rojava’dır. İşte tıpkı Şengal gibi bu halkın kanla ve emekle kurduğu cenneti olan Rojava üzerinde de yıllardır dönen kirli hesaplar ayyuka çıkmaktadır. Bu kez maskeleri bir kez daha düşmüş ‘kardeşlerin’ de içinde olduğu yeni bir işgal ve parçalama senaryosu! 

Hükümet sözcülerinin ‘Pêşmerge bunu başaramazsa TSK gerekeni yapacak’, Sayın Barzani’nin ‘Rojava’da özerklik şansı kaçtı’ ve Şengal Peşmerge Komutanının PYD yönetimine karşı takındığı sert tutum ve dün yaptığı açıklamalar aslında Şengal saldırısının koordineli ve geniş bir sahaya yayılacak bir iç çatışmanın sinyallerini vermektedir. Fakat işin en tehlikeli tarafı böylesi bir iç çatışmanın büyümesi durumunda asıl Birakûjî’nin o zaman başlayacağı gerçeğidir. Rojava’daki KDP tabanı ile Güney’deki PKK tabanını hesaba kattığımızda iç çatışmanın 1992-97 arası Güney Savaşından çok daha kapsamlı ve kitlesel tabana yayılacağı gün gibi ortadadır. 

Bugün Kürdistan coğrafyasının dört tarafı DAİŞ ve Kürt halkının düşmanlarının saldırısı altındayken KDP’nin Xanesor’a güç yığması ve buradan Rojava’ya bir saldırı koridorunu zorlaması bize Hegel’in söylemini hatırlatmaktadır: “Tarihten öğrendiğimiz tek şey, ondan hiçbir şey öğrenmediğimizdir.” Aynı zamanda tarihsel olarak miadını doldurmuşlar en büyük ve tehlikeli kozlarını gitmeye yakın oynarlar! 

Birleşmiş Milletler’in bile soykırım olarak nitelendirdiği bir kıyımdan geçen ve bugün kendi öz savunma birliklerini oluşturmuş Êzîdîleri tekrar bir savaşın tarafı olmaya zorlamak DAİŞ’in yarım bıraktığı işi tamamlamaktan başka bir şey değildir. Şengal’in 10 km ötesinde Êzîdî kanı dökmek için bekleyen DAİŞ barbarları dururken Êzîdîleri yeniden bir soykırım ile yüz yüze getirecek politik pozisyonlara geçmek Kürdistan halklarına ve Kürdistan şehitlerine ihanettir! 

Enfal gibi tarihin en büyük jenositlerinden birini yaşamış ve özgürlüğü için yüzbinlerce evladını toprağa vermiş olan Güney halkının bugün öncülüğünü yaptığını iddia edenler şunu unutmamalıdır: Kürt halkının düşmanlarının tarihteki en büyük yatırımı ‘Birakûjî’ dir. Ortadoğu coğrafyası yeniden şekillenirken ve yüz yıl sonra ilk kez dört parçadaki Kürtlerin ‘ulusal birlik’ çığlığı bu kadar yüksek perdeden haykırılıyorken ticari ortaklıkları ve aşiret oligarşileri dağılmasın diye Türkiye devleti ile Rojava üzerine yıkım planları yapmak Birakûji değil düpedüz ulusal suçtur! Bu konuda en güçlü itirazın kuşkusuz bin bir bedelle bugün elde ettikleri politik statülerini korumak için Güney halkından yükselmesi gerekmektedir. Çünkü Şengal ve Rojava’ya yönelmek ve bu çatışmada ısrar etmek Kürdistan’ın ortak aklında, vicdanında ve hafızasında binlerce kez lanetlenip mahkum edilecektir.

Şengal’i ölüm mangalarından korumak için bugün orada bulunan halkın savaşçılarına zırhlı araçların namlularını çevirenlere Ehmedî Xanî 320 yıl önce şöyle seslenmişti: 


‘Ev qulzimê Rom û Tacîk / 

Hindî bikin xuruç û tehrîk

Kurmanç dibin bi xwîn mulettex / 

Wan jêk ve dikin mîsalê berzex’


(Türklerin ve Farsların deryası her karıştığında

Gürleyip çoştuklarında / Kürtler kan içinde yüzer ve Mahşer Günündeki gibi birbirinden koparılırlar.)



1273
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: