KDP’nin kahramanlarına ihanet geleneği

08 Mart 2017 Çarşamba

NİHAT KAYA


Dünyanın her yerinde ve her halkın anlamlı ve özel günleri vardır. Bu günlerden bazıları hüznü, matemi anlatır, bazıları direnişi, kahramanlığı. Her halk hüzünlü gününde birlikte üzülür, yas tutar, direniş gününde bayram yapar, coşar. Bu günler sayesinde topluluklar halklaşır, ortak duyguları paylaşır. Aynı değeri ve aynı anlamı biçtikleri bu günlerin etrafında birleşir.  

Güney Kürdistan açısından da Irak Baas rejimi diktatörlüğüne karşı halkın başkaldırıyı, ayaklanmayı, direnişi, yani ‘Raperini’ başlattığı 5 Mart 1991 günü işte böyle bir gündür. Ama bugün Güney Kürdistan için direnişin mi, yoksa matemin mi günü belli değil. Neden derseniz? 

Çünkü özgürlüğe giden yolda Güney Kürdistan’da halkın ayaklandığı, Raperin’e kalktığı güne ne bu ayaklanma sayesinde kurulan hükümet, ne de siyasi partileri yeterince önem veriyor. Bu şekilde Raperin ruhu unutuluyor, unutturuluyor. 

Raperin’in kahramanı Ali Nebi’yi ise bir kaç Kürdistanlı dışında kimse bilmez, tanımaz. Bir kahramanın trajik ölümünü ise hiç anımsamaz. Oysa Ali Nebi, 1991’de Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Peşmergesi’yken, Raperin’in kıvılcımını ateşleyen ilk kurşunu sıkan kişidir. Üstelik Baas rejiminin 1988’deki Enfal operasyonu ve katliamı döneminde KDP ve YNK güçlerinin büyük bir bölümü Güney Kürdistan’ı terk edip, Doğu Kürdistan’a çekilirken bile Güney Kürdistan’ı terk etmeyen ender peşmergelerden biridir. Evi ve ailesinin de bulunduğu Ranya kentinde halkı Enfal katliamından sonra yeniden örgütleyip Baas rejimine karşı ayağa kaldırmak için şehir çalışması yürütürdü. 

Kürtler ile Baas rejimi arasında gerginliğin üst düzeye çıktığı, ama kimsenin ses çıkarmaya cesaret etmediği bir dönemde, 5 Mart 1991 günü üzerlerine gelen 3 Baas rejimi güvenlik görevlisini öldürerek, Raperin’in fitilini ateşledi. Bu olaydan sonra Ranya halkı ayaklandı ve bir gün içinde Ranya, Çarkurna, Haciawa, Bıtwen Ovası ve Serkepkan bölgelerini Baas rejiminin elinden kurtardı. Ayaklanma kısa sürede Güney Kürdistan’ın her yerine yayıldı. Yaklaşık 15 gün içinde Süleymaniye’den Zaxo’ya kadar her yer Baas rejiminden kurtarıldı. Üstelik bu ayaklanmaya Baas rejimi ile işbirliği yapan Cashlar (Korucular) bile büyük oranda katıldı, hatta Raperin’in ön saflarında yer aldı. Ayaklanmanın sürdüğü sırada peşmerge güçlerinin ise büyük bir kesimi Raperin’in çok uzağında, İran’daki kamplarındaydı. 

Ama ne trajik ki, 5 Mart 1991 gününün kahramanı Ali Nebi, KDP ve YNK arasında 1994 yılında yaşanan savaşta öldürüldü. Vahşi Baas rejiminin öldüremediği Ali Nebi’yi, ‘kardeşiz’ dediği KDP güçleri öldürdü. Hem de Baas rejimiyle işbirliği yaparak. Şimdi Ali Nebi bir kahraman mı yoksa hain mi, şehit mi yoksa değil mi? Peki buna kim ve neye göre karar verecek?

Saddam rejimiyle anlaşıp YNK’ye, İran rejimiyle anlaşıp İran-KDP’sine, Türk devletiyle de anlaşıp PKK’ye saldıran KDP’nin katlettiği kaç Ali Nebi olduğunu kim söyleyebilir?  

Hani tarih tekerrürden ibarettir denir ya. Tarih bugün Şengal’de bir kez daha tekerrür mü ediyor? 

DAİŞ çeteleri 2014 yılında Şengal’e, Maxmur’a, Hewler’e ve Kürtlerin bulunduğu here yere saldırdığında bazıları halkı korumak için tek bir kurşun dahi sıkmadan bırakıp kaçtılar. Bazıları da halkını korumak için ölümü hiçe sayarak dağlardan koşarak düz ovaya indiler. Ölüm korkusunun kol gezdiği o günlerde Mesud Barzani de dahil olmak üzere herkes ‘dağlardan inenlere’ alkış tuttu. Tıpkı 1991 yılında Ali Nebi’ye alkış tutulduğu gibi. O insanlar canlarını vere vere Şengal’i, Maxmur’u, Hewler’i azgın çetelere karşı korudular, kurtardılar. Peki şimdi ne oldu da Türk devletiyle anlaşıp üç yıl önce kahraman gibi alkışladıkları bu kişilere bu gün hain diyor ve üzerlerine saldırıyorlar? Tıpkı Saddam Hüseyin diktatörü ve Baas rejimiyle anlaşıp Ali Nebi’yi katlettikleri gibi, bugün de Şengal’de, Maxmur’da Kürt gençlerini katletmek istiyorlar. 

Her şey bir yana bırakılsa dahi, Kürtler arasında yeni bir çatışmanın yaşanmaması için bedenini siper eden, zırhlı araçlar ilerlemesin, yeniden çatışmalar yaşanmasın, daha başka Kürt gençleri ölmesin diye bedeniyle zırhlı aracı iten, ‘gelme, gelirsen gençler ölür, kardeşkanı akar’ diyen iki gerillanın vurulması hangi kitaba sığar. Hangi ahlak, hangi kutsal kitap, hangi Kürt geleneği barış elçisine, kavganın arasına girmeye çalışana fiske vurulmasını kabul eder ki, KDP güçleri onları katletti?  

Halkının özgürlüğü için gözünü kırpmadan namluların üstüne yürürken, vahşi Baas rejiminin, Türk faşizminin ve azgın DAİŞ çetelerinin öldüremediği Ali Nebi gibi Kürt gençlerinin, Kürtlük ve kardeşlik adına hain kurşunlarla öldürülmek istenmesi nasıl anlatılmalı? Bu yapılana siyaset mi, yoksa ihanet mi denmeli? 

Benzer durumları Voltaire da zamanında yaşamış olsa gerek ki, bu duruma uygun düşen bir yakarışta bulunuyor: “Tanrım, sen beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla ben baş ederim.” 




3934
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: