Döviz enflasyonu enflasyon dövizi tetikliyor

Rojyasin@protonmail.com | 07 Mart 2017 Salı

ROJ YASİN

Bilindiği üzere iktidar uzun bir dönemdir hesap kalemlerini değiştirip enflasyon ve işsizliği düşük gösterip milli geliri ise yüksek gösteriyor. Ama bütün hokus pokuslara, bütün alavere dalaverelere rağmen enflasyon çift haneli rakamlara ulaştı. 

Türkiye’de Şubat ayında yüzde 10,13 olarak açıklanan enflasyon özellikle Mart, Nisan verileri açıklandığında daha da artmış olacak. 7 yıl sonra çift haneleri gören enflasyon, barış sürecinin görece rahat ortamının içeride/dışarıda savaşa evirilmesiyle gizlenen rakamlar bir şekilde gün yüne çıkmaya başladı.

Her ne kadar Merkez Bankası, enflasyondaki hızlı yükselişin, “gıda fiyatlarındaki artış ve liradaki birikimli değer kaybına bağlasa” da detaylı incelendiğinde enflasyonun en yüksek olduğu, fiyatların en hızlı arttığı kalemler; sosyal devletin sağlaması gereken; ulaştırma, sağlık ve eğitim. 

Enflasyondaki bu artış sadece emeçlileri değil toplumun her kesimini üzecek. Özellikle sosyo-kültürel harcamalar önemli ölçüde oldukça azalacak. 

Dövizin etkisi özellikle “üretici fiyat endeksi” yüzde 15.36 gördü, bunun tüketici fiyatlarına yansımasını önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. Enflasyon yüksekliği dövizde kaldıraç etkisi yaratıyor, dövizin yüksekliliği aynı şekilde enflasyonu yükseltiyor. 

Merkez bankaları rezervlerini altın veya dövizde turtalar. Rezervler, ülke ekonomisini ani dış şoklara karşı korumak için önemli bir enstrüman olarak kabul edilmektedir. TCMB’nin para ve altın rezervleri incelendiğinde bankanın kullanabileceği döviz rezervleri 2004 seviyelerine gerilemiştir. Bu da ekonomide bir başka alarm çizgisidir. Uluslararası değerlemelerde bakılan kriterleri baz alırsak, bu döviz rezervi yaklaşık altı aylık bir ithalatı karşılayacak kapasiteye denk gelir.

Son 14 yıllık AKP iktidarı borçlanarak ve mevcut varlıklarının satıp paraya çevirerek büyümeyi denedi. Daha önceleri de denenmiş olan bu sistem (Menderes/Özal) yine yapısal reformlar yapılmadığı için duvara toslama noktasına geldi. Özellikle bürokrasideki ve siyasetteki çürüme, yozlaşma bu tür bir yapısal reformun önünü kapatan önemli bir tıkaç.

Bütün tablodan çıkarala bilecek sonuç; Türkiye ekonomisini KHK gibi antidemokratik bir yöntem dışında yönetebilmek oldukça güç. Yapılan bütün bu yanlışları demokratik ve hesap sorulabilecek bir ortamda sürdürmek neredeyse imkansız. Sırf ekonomik gerekçeler sebebiyle bile iktidar Başkanlık sistemi veya OHAL’in devam ettirmek isteyeceğidir. 



665
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: