Dünyayı sarsmak

akincanolgun@gmail.com | 04 Mart 2017 Cumartesi

AKIN OLGUN

Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’nın dört bir tarafına dağılmış Türkiyeli ve Kürdistanlılar da “HAYIR” için bir araya geliyor, kampanyalar örgütlüyor, birleşiyor, ortak platformlarda buluşuyor, güçlerini, enerjilerini ortaklaştırıp, kolektif bir çalışma yürütüyorlar. 

“Barikat yoldaşlığı” olarak tarif edilen ve siyasal sürece ortak müdahalede bulunacak örgütlenmeler, bugünden yarına mücadele zeminini güçlendiriyor ve büyütüyor.

Referandumdan çıkacak “HAYIR”, sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da yükselen sağcılığa ve onun Neo liberal politikalarına karşı da bir cevap olacaktır. Türkiye’nin, Avrupa’da ivme kazanan faşizmin bir ucube yansıması olduğunun üzerinden atlamamak gerekir. İşte bu yüzden çıkacak olan “HAYIR” ile, moral üstünlüğü kazanıp, siyasete daha etkili ve bütünlüklü bir müdahale yapabileceği bir alan açılacak tüm ilerici güçlere. 

Devlet merkezli ve onun “hassasiyetleri” etrafında konumlanmış olan gericiliği en çok rahatsız eden durum, “Hayır” diyen bileşenlerin arasındaki en önemli güç olan Kürt siyasi hareketinin varlığıdır. 

HDP’nin “Hayır” mücadelesinde üstlendiği rolden rahatsız olan kesimlerin hızla, yeniden “HDP-AKP anlaştı” mesajının türlü türlü versiyonlarını algının namlusuna sürerek, referandumdan çıkacak zaferden Kürtleri bertaraf etme çabaları, bu ortak zaferin yeniden HDP’yi ve onun etrafında kenetlenmiş milyonların meşruluğunu tazeleyecek olmasındandır. 

Zaferin ortaklaşması demek, “devletin hassasiyetleri” altında toplanmış tüm gerici güçlerin yenilgisi demektir. Halkların ortak zaferinin tecellisi, “Demokratik Cumhuriyet, Ortak Vatan” diyen ilericiliğin ve değişimin sıçrama yaparak gündeme oturması demektir. Siyasi arenada HDP ve tüm demokrasi güçlerinin bu zaferle, güçlü bir konum alarak karşılarına dikilmeleri, belirleyici olmaları aynı zamanda yürütülen inkar, sömürü ve şoven politikalarını da çatlatacaktır. Bunu bilenler, en gerici, en şoven yerde konumlanıp, baltalarını bileyerek tüm demokrasi güçlerinin üzerine çökmek için gizli, açık buluşuyorlar. 

Dünya devrim mücadele merkezinin bir kez daha kıta değiştirdiğine tanıklık ediyoruz. Bunun ne kadar farkındayız ve ne kadar doğru değerlendirebiliyoruz bu tartışmalıdır.

IŞİD’e karşı, Kürt özgürlük savaşçılarının ve Enternasyonal direnişçilerin bölgede yükselttiği mücadele, Rojava devriminin bölgede yarattığı etki ve halkların bir arada yaşayabileceği modelin hayat bulması, bugün Ortadoğu ve Kürt coğrafyası dışındaki direniş örgütlerini de etkiliyor ve yüzünü Rojava’ya ve onu yaratan Kürt Özgürlük Hareketine dönerek, ideolojik, siyasal ve kültürel anlamda besleniyor. Rojava modeli, sadece bir model değildir bu yüzden.  

Direnme dinamiğinin Kürt Özgürlük Hareketi eliyle bölgede kalıcılaştırılması, tüm dünya direniş örgütleri, anlayışları için bir moral değer oluşturuyor ve daha fazlası yani etkileri ise hızla yayılıyor. Eğer meseleye buradan bakarsak, sorumluluğun ve misyonun büyüklüğü ile yüz yüze geliriz.

Gerici güçlerin bir araya gelerek “Hayır” diyenlere karşı kurdukları “terör” demagojisi, aslında yükselen yeni moral değerin ve onun yaratıcı gücü olan öncülerinin, sol bir anlayışla karşılarına çıkması ve bunun kitlelerde karşılık bulacak olan yansımalarından kaynaklanıyor. “Tek Devlet, Tek Millet, Tek Lider” diyenlerin karşısına dikilen “Demokratik Cumhuriyet” çerçevesi ve özgürlük anlayışı bir turnusol işlevi görüyor ve tüm gericileri ele veriyor. 

Eğer bu topraklarda yaşam yeniden yeşerecek ve demokratik, laik ve özgürlükçü bir cephede buluşarak, çok sesli, çok dilli, çok kültürlü bir hayat kurulacaksa, “Hayır” bizim bağlacımız olacak ve en önemlisi tüm dünyada savaş ve sömürü politikalarına karşı çıkanlara da büyük bir moral destek ve güç sunacak. 

“Hayır” kırıcılığı yapanlar ve her türlü devlet desteği ve gücü ile “Evet” çıkartmak için birleşenler, ne yaparsa yapsınlar, çoktan kaybetmiş durumdalar. Yaptıkları tüm anti demokratik müdahaleler, zorbalıklar ve uyguladıkları şiddet, kaybedilmiş meşruluğun tarifinden başka bir şey değildir.

Zorbalıkla, hile ve hurda ile istedikleri sonuca ulaşmak isteyenler bilmelidir ki, tarihin tekerleği onların istediği gibi dön-mü-yor. 



1552
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: