‘Türk halkı, düşürülmüş bir halktır’

oseoguz@gmail.com | 17 Şubat 2017 Cuma

OSMAN OĞUZ

Maraş’ın Elbistan ilçesi. Yeni bir devlet hastanesi inşa edilmiş. Asgari ücret layık görülen en ağır ayak işleri için 50 kişilik kadro açılmış ve başvurucular arasından kura yapılacağı duyurulmuş. Memleket gerçeği bu ya, tam 3 bin 646 işsiz başvurmuş kuraya.

Asgari ücret, net 1.404 Lira. Asgari ücretli ailelerin önemli kısmında tek çalışan bulunuyor. Yani 1.404 Lira, en azından 4 kişilik bir ailenin barınma, beslenme, yol, giyim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için eline geçen yegâne kaynak. Bunun en incelikli tasarruf hünerleriyle bile kotarılamayacağını ise sanırım söylemeye lüzum yok. Memlekette milyonlarca insan, canlı organizmanın gereksinim duyacağı temel besinlere, vitaminlere, proteinlere dahi ulaşamadan yaşıyor. Oldukça somut bir sonuç: Milyonlarca çocuk, süt içmiyor, meyve yemiyor; bundandır yanaklarında sağlıklı yaşamın emaresi kırmızılıktan eser yok.

Fakat öyle ya, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) verilerine göre memlekette, 6 milyondan fazla işsiz var. Bu rakama, iş aramaktan umudunu kesmişler de dahil; iş aramak gibi bir derdi hiç ol(a)mamış ve “ev hanımı” denilen kadınlar dahil değil. Hâl böyle olunca, ayda 1.404 Lira’lık asgari ücret dahi umut kapısına dönüyor.

Maraş’ın Elbistan ilçesindeki asgari ücretli iş için bir konferans salonuna toplanan yüzlerce işçi de umutla izliyor, kura sonuçlarının yansıtıldığı ekranı. Üç bin altı yüz kırk altı işsiz, bulup bulabildikleri en temiz kıyafetler üstlerinde, tertemiz tıraşlarını olmuş, öylece duruyorlar işte, kıravatlı beylerin karşısında. Bu beyler, “Kura çekimini bilgisayar sistemiyle yapacağız” diyor. Çekingen bir itiraz geliyor önce salondan, malum ters düşmeye cesaret edemiyor fukara: “Başkanım, böyle insanın içinde ister istemez şüphe kalır, acaba kağıtlara yazıp çekseniz daha iyi olmaz mı?” Kıravatlı net: “Öyle kağıtlar kırışır, bir şey olur, bilgisayarda hata payı sıfırdır, siz bize güvenin.”

Kura çekiliyor ve bingo: Meral Yıldırım isimli kişi, iki kez çıkıyor. Nasıl olabiliyor peki? Belli ki listeler önceden ayarlanmış. İtirazlar giderek homurdanmaya, ardından alkışlı protestoya dönüşüyor; kıravatlılar hemen araya girip “Provokasyonlara gelmeyin” diyor; ama iş salon önündeki yolun trafiğe kapatılmasına kadar gidiyor.

Bu sırada kıravatlının biri, “Kameralar önünde de rezil olduk ha!” diye paniğe kapılmış olacak, Doğan Haber Ajansı kameramanını çevirip, önüne kurada adı çıkmış bir işçiyle birlikte çıkıyor. Soruyor kıravatlı, “Herhangi bir şaibe var mı?” Kurada seçilmiş olan, “Var” diyecek değil ya! Ama nasılsa, fukara saflığıyla kaçırıyor ağzından: “Hayır, sadece AK Parti bürosuna gittim, müracaat ettim ve çıktım kurada.”

Yani bir devlet kurumuna asgari ücretli işçi olmak için bile önce bir siyasi partiye müracaat etmek ve öyle ya -araya hatırlı torpil sokmak bir yana- üyelik formunu doldurmak, iman ve itaat bildirimi yapmak şartı aranıyor.

İşteki bayağılık, aleni usulsüzlük, fütursuz çürümüşlük burada noktalanmıyor elbette. Haberi yapan Hürriyet gazetesi, “Salon birden karıştı, isyan çıktı, tepki sokağa taştı” başlığını uygun görmüş. Haber metninde bilgiler var ama “zülfiyare dokunmamak” için öyle bir dil tutturulmuş ki, sanırsınız asgari ücretten ibaret bir işe onca kişinin başvurmasında, ardından kurada usulsüzlük çıkmasında, ardından işçilerin feryat figan protesto etmesinde hiçbir tuhaflık yok. Sahibi emrettiğinde “HAİNLER” diye koskoca, haykıran puntolarla başlıklar atan Hürriyet’in, fukaranın hakkını gasp edenlere edecek tek bir lafı yok. Onu geçtim: Videonun sonunda bir anda geçip giden “AK Parti’ye müracaat ettim” sözleri de haber metninde yok. Nasıl bir gazeteci, bu açık usulsüzlük itirafına dair soru sormaz ki? Bunun dikkat çekici olmadığını, haber değeri taşımadığını, gazeteci merakını hak eden bir vaka olmadığını söylemek mümkün mü?

Bunları şaşkınlıktan ya da “Türkiye Türklerindir” gazetesinden beklentim emekçinin yanında durması olduğundan anlatmıyorum; fakat açık ki, teşhiri önemsemeli ve zulmün hiçbir formunu kanıksamamalıyız.

Memleketin önemli bir kısmının gerçeği fukaralık ama aynı zamanda o temiz tıraşta, beklentili hâlde, boyun eğmede, el açmada görünürleşen, Hürriyet’in ve haberi yapan muhabirinin hâlinde de zirve yapan zavallılıktır. 

1 Kasım 2015 Seçimleri’nde AKP, Maraş’tan yüzde 71.5, Elbistan’dan yüzde 58.6 oy aldı. Bu desteği sağlayan etmenlerden biri, solun yıllar yılı sırt dönüp muhafazakârlığa teslim ettiği rejime yönelik tepki ve “intikam isteğini” AKP’nin yine ardına almasıydı. Diğer biri ise, fukaranın düşürüldüğü bu zavallılık.

Öcalan’ın Özgürlük Hareketi’nin şafağında Kürtler için söylediği söz, şimdi Türkler (ve Türklüğe ihtida edenler) için geçerlidir, olduğu gibi: Türk halkı, düşürülmüş bir halktır. PKK, “düşürülmüş” Kürt halkına uygulanan şok tedavisiydi. Düşürülmüş Türk halkına uygulanacak şok tedavisinin metodu, araçları üzerine düşünmek de bu dönemin -oldukça gecikmiş- görevi.


Birkaç not…

HDP Ekonomi Komisyonu’nun hazırladığı rapordan “makro ekonomiye” değil doğrudan gündelik hayata dair dört veri, memleketteki zavallılığın istatistik bilimine yansıması...

* Türkiye’de kredi kartı borcunu ödeyemez hâle gelenlerin sayısı, gün geçtikçe artıyor. Ekim-Aralık 2016’da 562 bin kişinin 2.4 milyar dolarlık kredi kartı borcu yeniden “yapılandırıldı”. (Yapılandırma, yeni ödeme planı çıkarılması anlamında kullanılıyor.)

* Memleketteki kredi kartı sayısı, nüfusu ikiye katladı: 176 milyon.

* İşsizlik oranı, 2017’nin Ocak ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1.3 arttı ve 11.8’e ulaştı. Bu oran, 15-24 yaş arası gençlerde ise yüzde 21.2.

*Türkiye, fazla mesai rakamlarında dünya rekortmeni. Haftalık 50 saat ve üzerinde çalışanların oranı yüzde 43’ü geçiyor. Onu yüzde 28.8 ile Meksika ve 27.1’le Güney Kore takip ediyor. Yani Türkiye, zirvede yerini bir hayli sağlamlaştırmış görünüyor! Başka bir deyişle: Türkiye “iş-yaşam dengesi” parametresinde, OECD ülkeleri arasında açık ara en kötüsü.

* 2017’nin sadece ilk 17 gününde en az 98 işçi, iş cinayetinde yaşamını yitirdi. 2016’da ise en az 90 işçi intihar etti, 217 işçi kalp krizi ve beyin kanaması gibi rahatsızlıklardan yaşamını yitirdi. 


Belli ki listeler önceden ayarlanmış. İtirazlar giderek homurdanmaya, ardından alkışlı protestoya dönüşüyor; kıravatlılar hemen araya girip “Provokasyonlara gelmeyin” diyor; ama iş salon önündeki yolun trafiğe kapatılmasına kadar gidiyor.


oseoguz@gmail.com




1170
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: