Moskova’daki Kürt Konferansı

17 Şubat 2017 Cuma

MERAL ÇİÇEK

Moskova’da her yıl düzenlenen Kürt Konferansı’nın 6’ncısı önceki gün “Ortadoğu’da Üçüncü Paylaşım Savaşında Kürtler ve Çözüm Modelleri” başlığıyla düzenlendi. Konferans, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik devletlerarası komplonun gerçekleştirildiği gün olan 15 Şubat’a denk getirildi. Dolayısıyla tarih, mekan ve içerik bakımından kendi içinde derin bir mana taşıyan bir konferans oldu. 

Zira Ortadoğu’da devam etmekte olan Üçüncü Paylaşım Savaşı, esasen Kürt Halk Önderi’nin esareti ile sonuçlanan devletlerarası komplo ile start aldı. Öcalan’ın Suriye’den çıkmaya zorlandığı 9 Ekim 1998 günü bu anlamda Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın başlangıç tarihidir. 

200 yıldır kendini Ortadoğu’da inşa etmeye çalışan kapitalist modernist sistem ve onun öncü güçleri açısından “Özgür Kürt Çizgisi” yeniden dizayn sürecine geçerken temel bir engel teşkil ediyordu. Ağırlıklı olarak 20’nci yüzyılın ilk çeyreğinde Ortadoğu’da oluşturulan ulus-devlet sistemi artık kapitalist hegemonya güçlerinin ihtiyaçlarını karşılamayıp, yeni bir dizayn gerektiriyordu. PKK gibi Ortadoğu’nun temel dört ülkesinde etkin olan devrimci bir özgürlük hareketi, statükoculuk ile hegemonya dışında üçüncü bir seçenek sunabilecek tek güç konumundaydı. O yüzden sistem güçleri açısından bir an önce yok edilmeliydi. 15 Şubat devletlerarası komplonun amacı buydu. 

Şimdi, komplonun 18. yıldönümünde rahatlıkla denilebilir ki komplo boşa çıkartılmıştır. Çünkü devam etmekte olan bu Üçüncü Paylaşım Savaşı’nda Kürtler, bırakalım tasfiye edilmeyi, hem askeri ve siyasi güç hem de örgütlülük bakımından büyük bir sıçramayı gerçekleştirebildiler. Öyle ki günümüzde Kürdistan Özgürlük Hareketi Ortadoğu’daki en önemli güçlerden olmakla birlikte gerçek çözüm ve alternatif sunan tek güçtür. 

Dolayısıyla bundan tam 18 yıl önce eşi benzeri görülmemiş bir komplo ile Öcalan ve PKK şahsında halkların özgür yaşam seçeneğini ortadan kaldırmaya çalışan güçler, bugün tam da bu seçeneğe – somut olarak Rojava’da inşa edilen Demokratik Özerklik sistemi - çarpıp takılıp kalmış durumdadır. Eğer sistem açısından Suriye’de istenen sonuç bir türlü alınamıyorsa, bunda Rojava Devrimi ile oluşturulan ve Kuzey Suriye Federasyonu ile birlikte genişleyen Demokratik Özerkliğin payı büyüktür. 

Moskova’daki Kürt Konferansı’nda bir kez daha gözler önüne serilen gerçeklerden biri de buydu. İlk defa Kürdistan’ın dört parçasından çeşitli siyasi parti ve örgütlerin katılım sağladığı 6’ncı konferansta öne çıkan bir diğer önemli husus da ulusal birlikti. Sykes-Picot’tan 100 yıl sonra bu kez Ortadoğu’da nesne olarak değil de özne olarak öne çıkan Kürtler açısından belki de ilk kez özgürlüğünü sağlama koşulları sağlanabilmiştir. Bu ise hem statükocu bölge güçleri hem de Ortadoğu’yu yeniden paylaşma savaşına girişen dış güçlerin çıkarına değildir. Dolayısıyla büyük fırsatlar olduğu kadar ciddi riskler barındıran bir süreçten geçmekteyiz. 

Böylesi bir süreçte Kürt güçler arasında ortak paydalar temelinde birliğin sağlanmaması ve sömürgeci güçlerin güdümünde kalınması büyük bedellerle yaratılan bu fırsatların kaçırılmasına sebep olabilir. Konferansta görüldü ki bu konudaki bilinç Kürt güçler arasında giderek yükselmektedir. Bununla birlikte ulusal birlik konusunun her zamankinden daha acil olduğu ve ulusal kongrenin daha fazla ertelenemeyeceği net bir şekilde ortaya konuldu. 

Tekrar başa dönecek olursak; 6’ncı Kürt Konferansı bu yıl hem tarih, hem mekan hem de içerik bakımından derin bir anlam taşıyordu içinde. Konferansın konusu, Ortadoğu’da devam etmekte olan Üçüncü Paylaşım Savaşı, bu savaşta Kürtler ve çözüm modelleri. Konferansın gerçekleştirildiği gün, 15 Şubat. Mekan ise Moskova. Moskova, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 9 Ekim’de Yunanistan üzerinden girdiği odiseanın ikinci durağıydı. Buradaki tufanda tam 33 gün kaldı. Sonunda Rusya da komplonun bir parçası oldu. 

Aradan tam 18 yıl geçti. Kürt Halk Önderi hala esir. Ve sadece bununla da kalmıyor; kendisiyle neredeyse 2 senedir temas yok. Hiçbir şekilde haber alınamıyor. Nasıldır? İyi midir? Ki biliyoruz ki onun iyiliği hepimizin iyiliğidir. Ve ne zaman ki Rêber Apo üzerindeki tecrit ağırlaştırılarak topyekunleştirse, dışarıda süreç ağırlaşır. 

Başta da yazdığım gibi; bugün devam etmekte olan Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın startı devletlerarası komplo ile verildi. Bu savaşın bitmesini, kriz ve kaos yerine Ortadoğu’ya demokratik bir düzenin hakim olmasını kim istiyorsa Öcalan’ın özgürlüğü için çalışmalı. Çünkü Ortadoğu’nun sağlığı ve Öcalan’ın özgürlüğü arasında diyalektik bir ilişki var. Moskova konferansının bir kez daha gözler önüne serdiği gerçeklerden biri de, hatta en yakıcı olan da budur. 



1764
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: