Farklı ve eşit mümkün

g.yoleri@gmail.com | 17 Şubat 2017 Cuma

GÜLSEREN YOLERİ


"Hayır" çalışması kapsamında bir halk buluşmasına davetliyiz. Salonun kapısına geldiğimizde bir gelin damat bizi karşılıyor. Yok, ortada bir mizansen yok. Sahiden evlenmişler biraz önce. Yanlarından geçerken "bu daha başlangıç" demeyi ihmal etmiyoruz ama karşılaşma tamamen tesadüf. 

İçeri girdiğimizde tanıdıklardan çok tanımadık insanlar olduğunu görüyorum. Adı üstünde, halk buluşması. Bir partinin, bir örgütün değil, halk inisiyatifi olarak yapılan çağrıya uyarak gelmişler toplantıya. Aynı ilçenin birbirlerini tanıyan tanımayan insanları. 

İçeri girerkenki sıcaklığı salonda dolaşan tedirgin esinti dağıtıyor bir anda. İnsanlar kaçamak bakışıyorlar. Bakışlarda konuşmalarda yanındakine yabancılık hissediliyor açıkça. Gelecekleri, kaderleri aynı şeye bağlı, aynı çağrıyla bir araya gelmiş, aynı amaç için mücadele etme iradesini ortaya koyan birbirine yabancı insanlar. Bıraksan dağılacaklar da aralarındaki görünmez bağ onları tutuyor sanki. Bakarsan, hepsinin yüzünde aynı yarın kaygısı var. Hepsinin dileği Tayyip Erdoğan'ın ve AKP'nin icraatlarıyla birlikte hayatımızdan çıkması. Bu nedenle de referandum sandığından çıkacak "hayır"a umut bağlamış durumdalar. Bu ortak ruh hali o kadar belli ki, bir ayna olsa da herkes kendi yüzüne tutsa yanındakiyle ne kadar çok benzeştiğini görecek, ama yok. 

Bu yabancılığı aşmanın en iyi yolu yanındakini tanımak. Konuşma sırası kendisine gelenlerden kimileri naif bir tonda CHP’li ya da HDP’li olduklarını da söylüyor. Ama buna bir direnç var yer yer. Kimse siyasi aidiyetini açık etmesin diye itiraz edenler oluyor. Gerekçe? Gerekçe yok. Sadece "söylemesinler". Sonrasında bir dayatmaya uğramaktan mı korkuyorlar, bir tepkiyle karşılaştıklarında "benim hiçbir örgütle alakam yok" diyebilmek için mi, kendi dışındakilere tahammülleri olmadığından mı ayıramıyorum. 

Söz alanlardan kimileri, bir arada olmamızın zeminiymiş gibi, klişe hale gelen bir cümleyi tekrar ediyorlar; herkesin gerekçesi farklı. Niye, nasıl farklı? Bu farklılık referandum sonrasında ne ifade edecek, salondakilerin birbirine yabancılığında bu anlayışın etkisi nedir ve daha pek çok soruyu tartışmak gerek bence. Bunu bir sonraki yazıya bırakarak salona dönüyorum. 

Ben de bir semt sakini olarak konuşma ihtiyacı hissediyorum çünkü. Öncelikle, lütfen kimse kendini gizlemesin, hatta mümkünse açık etsin, dayatmasın ama açık etsin. Bileyim yanımdakini. Sevineyim yalnız değilim diye. Sevineyim farklılıklarımızla bir arada olmayı becerebiliyoruz diye. Onun benden farklı olduğunu bile bile seveyim, yan yana durayım, izin verin. 

Gezi direnişindeki bir forum geldi aklıma. Üzerinde takımının forması ile Fenerbahçe taraftarı bir genç konuşmasında "burada bulunan partiler, örgütler kendi bayraklarını pankartlarını kaldırsın diyorlar. Bence yanlış. Çünkü Gezi olmadan önce bana deselerdi ki sen bir homoseksüelle yan yana oturacaksın, deselerdi ki bir Kürtle kol kola halay çekeceksin, hakaret sayardım, belki çeker vururdum. Şimdi hepsiyle yan yanayım, onlarla beraber gaz yedik, beraber nöbet tuttuk, ekmeğimizi paylaştık. Ben onları burada sevdim, oldukları gibi kabul ettim. Kendilerini gizleselerdi baştan, ben onların benden farklı olduğunu bilmeseydim yine eski kafayla gidecektim buradan. Bu yüzden bırakın herkes kendi kimliğini neyle gösteriyorsa göstersin" demişti. 

Ben de öyle dedim. Farklılıklarımızı ayıp gibi, suç gibi bastıra bastıra, gizleye gizleye yaşamak zorunda kalmaktan yorulduk. Bırakın kimsek onu söyleyelim, yaşayalım. Bırakın halk toplantıları hayırlara vesile olurken, eşit ve özgür bir arada yaşayabilmenin de zemini olsun.



486
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: