Boykot neden yanlış? -3-

16 Şubat 2017 Perşembe

METİN YEĞİN

Dünyanın Sokakları


Yine bundan önceki iki yazıyı okuduğunuzu farz ederek devam etmek istiyorum. Bu sefer ‘seçim boykotu’ ve sonuçlarını sağdan bir örnek ile anlatmaya çalışayım. Venezüela’da Chavez’e karşı 2002 darbesinden sonra Chavez ve Venezüela daha açık hedeflerle sola yöneldi. 

Bolivarcı Devrim ve 21. yüzyıl sosyalizmi söylemi, Venezüela oligarşisini ve sağını köşeye sıkıştırdığında, neredeyse bütün sağ seçimden bir sonuç alamayacağını açıkça görünce, 2006 kongre seçimlerini boykot etti. Kongrenin neredeyse tamamı Chavez’i destekleyen partilerin, hareketlerin delegeleriydi artık. Bu net çoğunlukla Chavez, Venezüela Bolivarcı Devrimi’nin en önemli gelişmelerini sağladı. Yoksullar için onlarca üniversite açıldı. Neredeyse bütün sol partiler ve hareketler bir çatı altında PSUV-Venezüela Birleşik Sosyalist Partisi’nde örgütlendi. Komünler, kooperatifler ile kolektif bir ekonomi örgütlenme çabası, Toprak Reformu’nu gerçekleştirmeye çalışmak ve halk milislerinin tam olarak inşasını gerçekleştirmeye yönelik bütün hamleler bu dönemde hız kazandı. 

Sağ, boykotun neticesinde, kongrede Chavistlerin rahatça hareket etmelerine yol açıldığının çok erken farkına vardı. Hemen tekrar kendilerini seçimlere göre organize etmeye çalıştılar. ABD’li uzmanların aklıyla ana hedef olarak sandığı belirlerlerken, aynı zamanda Chavez iktidarını istikrarsızlaştırmak için etkin sokak çeteleri yarattılar. 2009 referandumu bunun etkisini gösterdi. Yeni bir oluşum PSUV’un küstürdüğü merkez solun oylarını da alarak, mesela içinde günlük çalışma saatinin 6 saate indirildiği bir referandumu kazandılar. 2006 boykotundan sonra 2014’de kongrede sağın çoğunluğu almasının tarihsel akışı da bütünüyle seçim boykotu için önemli bir göstergedir. 

Burada bir vurgu yapmalıyım. Ne bu yazıda ne geçen haftaki yazıda, ilk yazımda belirttiğim gibi seçimlerin bir ‘üçkağıt’ olduğu düşüncesinden vazgeçmiş değilim. Ayrıca birçok kez söylediğim gibi karikatür demokrasinin seçimlerinin Japon katlama sanatı origamiden başka bir şey olmadığını ısrarla iddia ediyorum ama bu komedinin sonucu ortaya çıkan trajedinin mağdurları biz olduğumuzdan, boykot edip aldırmazlık yapmamız mümkün değildir. Tam burada vurgulanmalı ki Zapatistaların seçime katılmamaları da bir boykot değildir. Onlar seçimlere hiçbir biçimde katılmamayı düşüncelerinin temel ekseni olarak kabul etmişlerdir ve bunu uygulamaktadırlar. Yani herhangi bir seçimin adil olup olmaması değildir mesele; Zapatistalar hiçbir zaman, hiçbir şekilde ‘genel seçim’le iradelerini başkalarına devretmemeyi benimsemişlerdir. Hatta bir önceki seçimde sosyal demokrat Obrador Meksika devleti başkanlığına o kadar yakındı ki eğer Zapatistalar destekleseydi mutlaka kazanacaktı. Hatta kazandı da hile ile elinden alındı başkanlık. Bu durumda bile Zapatistalar seçime katılmadı ama dediğim gibi bu bir boykot değildi. 

Burada en önemli farklılık, Zapatistaların 20 bölgesinde devrimci yapısal durumu zaten işler haline sokmuş olmasıydı. 20 bölgede Zapatista komünleri, ‘Buen Gobierno-İyi Hükümet’ yani hükümet olmayan, doğrudan komün işleyişi doğrudan yaşanıyordu ve bu durumda mesela Obredor örneğinde seçimlere katılması kendini inkar etmesi manasına geliyordu.

21. yüzyılın karikatür demokrasisinin hegemonyası altında, burjuva seçimin boykotla ipliğini pazara çıkarabilmek çok zordur, Honduras örneğinde anlattığım gibi çok başarılı olsa bile neredeyse imkansızdır. Ancak Zapatistalar gibi cüretli farklı alanlar içinde yaratma durumu vardır ki bu da boykot değildir. Bunun nedeni şudur: Demokrasinin beşiği (!) İngiltere’de bile seçimlere katılım sayısı biri bizi gözetliyor programı için kullanılan oy sayısından düşükken oy kullanmamanız ne anlama gelir? Oy kullandığınızda belki bir burjuva partisi ile aynı tavrı göstermiş olabilirsiniz ama kullanmadığınızda da depolitik bir tavrın ötesinde –kullanılmayan oy sayısı ya da geçersiz oy sayısı– içinde yer almadan başka bir sonuç yaratmıyorsa, bu boykotun bir manası var mıdır?

Ve asıl olan örgütlenme değil midir? Eğer ki baskının karşısında bu karşı çıkış bizi başka birileriyle yeniden ilişkilendirebiliyorsa, neden böyle bir örgütlenme olanağını neden reddedelim? 



744
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: