Direnişe şiir yazanlar

28 Ocak 2017 Cumartesi

UMUT ŞERZAN


Şiirin gücüne inanışımdır hep. Yüzünü ince ince dökülen dizelere dökenler, farklı kapılar açar, görünmeyen gören ya da görünen başka bir boyuttan gösteren cümleler bütünü, bir isyan hali belki de. 

Kobanê destanının her bir parçası da şiir tadında günlere tanıklık etti. Bu topraklarda direnenlerin hepsi bir güzellemenin arasında süzülüp gelen usta şairdiler. Bir şairin büyülece dokunup mest ettiği sözleri gibi, onlar da efsunlarını saldılar kötü büyücülerin üstüne. Bir yaşam iksiriydi yazdıkları, sundukları ab-ı hayattı.

Şimdi iki yılın ardından Kobanê’ye bakınca yazılan şiirin mısraları değiyor gözüme. Ev ev sokak sokak okunan şiirlerin sesi duyuluyor. 

‘Mezar taşıma borçlu yazın’ diyenlerin ardılları bu şairler, ‘Ne yapsak az kalacak diyenlerin’ yeni eklediği sözler yankılanıyor şimdi bu koca kentte.

‘Utanmak devrimci bir duygudur’ diyor ya Lenin, burada yansıyanlar utananların en şairane dokunuşu ile örülü kareler.  Öyle genç, öyle güzel ve yiğitken canları pahasına verdikleri direnişi azımsayıp utananların şiiri Kobanê.

Kentin bir kısmında müze olarak ayrılmış olan alanda izler hala taze. Yarı yıkık evler, pas tutmuş araba iskeletleri, siper olarak kullanılan ev eşyaları arasında yükselen siluetler görüyorum. 

Yüzyıla bedel bir yarı yıllık kavganın tütsüleri kutsuyor buradan dağları. Dağlı halkın çocukları, inancı kuşanarak yazdıkları şiire, yüreği yerinden sökecek kadar hüzünlü ama yürek bileyecek kadar kararlı seslerle eşlik ediyor.

Şehit düşen arkadaşlarına yazılan bir şiirle karşılaşıyorum evlerden birinin duvarına iliştirilmiş ve  etrafı yakılarak süslenmiş bir halde:

Elveda değil, sadece hoşçakal!

Yüreğimiz Çarçela’ya 

Ruhumu Sîpan’a 

Duygularımı ise Avaşîn’in 

Mavi sularına bıraktım

Ayrılışıma darılma 

Bir gün geri döneceğim

Ve sizden

Beni affetmenizi isteyeceğim

Silahım gene omzumda olacak 

Kaldıysa eğer duygularım

Emeklerin özü olan 

Nasırlı ellerimi avuçlarına bıraktığımda 

Eğer olur da tutmazsanız

O dem yüzümü güneşe dönüp 

Ardımda bıraktığım sizi 

Bulutların gökyüzüyle 

Birleştiği yerlerde arayacağım... 

diyor şiirde yazılanlar. Kimin yazdığına dair ise birşey belirtilmemiş.

Giderken dile gelenler bu satırlar. Kobanê binlerce kez açtı bağrını gidenlere. Şimdi onların ardından kalanlarla geçirilen 2 yıl sonra şiirle bakınıyor olmak ne iyi. Yolumu kesen şiiri de sağlamlaştırıyorum tutuşturulduğu yerde. Yağmurun ıslaklığına yenik düşmesin bir deli rüzgar savurup gitmesin diye.

Kaç şairin eli nasır tutar ki yazarken direnişi? Dağlı bir özlemle arkadaşın yolunu beklerken yazılanlar bir daha nerde keser ki yolumu? Ayaklarım müze olarak ayrılan alana doğru götürüyor. 

Yolda Kobanê’nin olmazsa olmazı çocuklarla karşılaşıyorum. Yıkıntıların arasında ev yapıyorlar kendilerine. Temizledikleri toprakların üzerine etrafta kalan eşya parçaları ve taşlarla odalar kuruyorlar. İnşa sürecine farklı bir katkı sunuyorlar çocuklar kendi cephelerinden. Ne yapıyorsunuz soruma ‘Ev yapıyoruz kendimiz için’ diyorlar. 134 günlük çatışmaların evlerde yarattığı tahribat sonrası birçok ev kullanılamaz hale geldi. Çocukların oyun alanları da çatışmalar arasında kaybolup gitmişti.

Çocuk işte, savaş da olsa kıyamet de kopsa oyun vazgeçilmezdir ya hani, onlar da yaptıkları evlerle inşaya katılıyorlar. Yazılan şiire böyle dokunuyorlar gözleri görüp akılları erdiğince. 

Müze alanından Miştenur’a giden yola koyuluyorum. Bir de onların gözüyle bakınmak, şiire Miştenur’dan dizeler ekleyenlere selam vermek için.



1863
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: