Nefret söylemi

izgorenhicri@gmail.com | 12 Ocak 2017 Perşembe

A. HİCRİ İZGÖREN


Muhalif kesimler, farklı düşünenler linç girişimleriyle, nefret söylemleriyle susturulmaya çalışılıyor. Oysa ifade özgürlüğü anayasal bir hak, nefret söylemi bir suçtur.

Nice şoven, milliyetçi, ırkçı, cinsiyetçi ve benzeri ne çok  söylemlerin veri tabanına rastlarız o nefret kültüründe. Önce evde, okulda başlayan ve giderek hayatın her alanına zerkedilmiş bir zehirdir bu. Zehir sistem patentli, zerkeden ise devlet ve bilcümle avanesi… Son dönemlerde siyasette, sosyal yaşamda ve medyada iyice arttırıldı bu zehirin dozajı.

Siyasetçilerin kışkırtıcı, ayırımcı diline medyanın nefreti makamındaki tarafgir ve önyargılı dili de eklenince, Türkiye’de zaten öteden beri var olan "öteki”ne yönelik düşmanca algı ve tutumlar giderek büyüyen bir soruna dönüştü. Bu durum da kaçınılmaz olarak toplumun farklı kesimlerinde kırılma ve kopmalara çanak tutuyor. 

Konunun uzmanları; nefret söyleminin temelinde önyargılar, ırkçılık, yabancı korkusu ve düşmanlığı, tarafgirlik, ayrımcılık, cinsiyetçilik ve homofobi gibi etmenlerin yattığını ifade ediyorlar.

Bu anlamda ırkçılığın ve nefret söyleminin sıradan ve olağan karşılandığı ve aynı zamanda meşrulaştırıldığı bir süreç yaşanıyor. Bu alanda müeyyide uygulamak da yönetimin ve devletin görevi olmalıdır diyeceğim ama tam da bu noktada "balık baştan kokar” deyişinizi duyar gibi oluyorum. Evet. Nefret, kin ve linç kültürünün tohumları yeniden yeşertilmeye çalışılıyor.

* * *

Türkiye birçok alanda olduğu gibi bu konuda da uluslararası kimi anlaşmalara ve kararlara uyma zorluğu çekiyor, kararlılık gösteremiyor. Bu konuda, 1997 yılında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nefret söylemiyle ilgili bir Tavsiye Kararı kabul etti. Bu Karar’da nefret söylemi şöyle tanımlanmış: "Irkçı nefret, yabancı düşmanlığı, anti - Semitizm ve hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her tür ifade biçimi. Hoşgörüsüzlüğe dayalı nefret, saldırgan milliyetçilik ve etnik merkeziyetçilik, ayrımcılık ve azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli kişilere karşı düşmanlık yoluyla ifade edilen hoşgörüsüzlüğü içermektedir.” Nefret Söylemi-Avrupa Konseyi -İngilizceden çeviren: Özlem Dalkıran)

Ayrıca Kasım 2008’de "Avrupa Konseyi "Nefret Söylemi” adlı bir Kitap yayınlamış. Yayının amacı bu kavramı netleştirmek ve karar vericileri, uzmanları ve genel olarak toplumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları konusunda bilgilendirmekmiş.

Nefret söylemiyle ilgili 1997 Bakanlar Komitesi Tavsiye Kararı bu tarz ifadeyi kınamakta ve devletlerin ulusal yasalar çıkarması için ortak kriterler belirlemesini sağlamayı amaçlamaktadır. Metinde diğer unsurların yanı sıra, bu ifadelerin medya aracılığıyla yayılmasının daha zararlı olabileceğini vurgulamaktadır. Ayrıca devletlere nefret söyleminin sahibini, bunu yayınlayan medyadan net olarak ayırt etmesini tavsiye etmektedir.

Kitaptan öğrendiğimize göre; Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) da ırkçı söylem olarak nitelendirilebilecek, özellikle de ırk, din, dil, renk, uyruk ya da ulusal veya etnik kökene dayalı ayrımcılık, nefret ve şiddete kasıtlı ve alenen tahrik ettiğinde yasalarca suç sayılması gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur.

Mahkeme Nefret söylemini yayma ile ilgili politikacılara daha sıkı kurallar koyarak hoşgörüsüzlüğü alevlendirecek bir dil kullanmamaları konusunda sorumlulukları olduğunu belirtiyor.

Yazıyı Nietzsche'nin bir sözüyle bitirelim; "Nefret Kültürü’nün yerleştiği ve dal budak saldığı toplumlarda, yaşamı geliştirecek ve güzelleştirecek bir yapı kurmak mümkün değildir.” 



705
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: