‘Soğuk Savaş’ sonrası dönem nihayete eriyor

11 Ocak 2017 Çarşamba

AYKAN SEVER

Geçtiğimiz haftalarda Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası şekillenen ABD liderliğindeki tek kutuplu dünyanın, sürdürülemediğini ve bir hegemonya krizi yaşandığını çeşitli vesilelerle anlatmaya çalışmıştım. Yeni yılın ilk günleri de bu krizi derinleştiren gelişmelere sahne oldu. 35 Rus diplomatın ABD’den sınır dışı edilmesi, yaptırım uygulamarına 5 Rus vatandaşının daha dahil edilmesi, ortaya kanıt sunulmamasına rağmen, ABD başkanlık seçimlerine Rus müdahalesinin ısrarla dile getirilmesi (ki ABD’ye dönük güvesizlik üretmekten başka bir işe yaramadığı sabit olmasına rağmen), Suriye’de denklem dışına düşme hali derken, bir de buna Pentagon’un dünya genelini geren hamleleri ekleniyor.(1)

Mesele bunlarla da sınırlı değil. Obama yönetimi gider ayak (elbette Trump’ın da katkılarıyla) Kuzey Kore ve Çin’le de yeni gerilimler üretiyor. Gerilimler ve “boşluklar” son dönemde Güney Amerika’ya da taşındı. Kolombiya’nın NATO üyeliğinin hegemonya sorunu kapsamında gündeme geldiği, ABD’nin arka bahçesi Meksika’daki halk isyanınınsa şimdiden birileri için korkulu bir rüyaya dönüştüğü görülebilir. 

Tabii hegemonya krizi aynı zamanda bazıları için “fırsat” anlamına geldi. Daha önce İngiltere’nin bu konuda ön plan çıktığı gözlemlenirken son günlerde ise Fransa da bu zemini kullanmaya çalışıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın Irak ve Güney Kürdistan ziyaretleri bu çerçevede değerlendirilebilir. Yine muhtemelen benzer beklentiyle Hollande bu ay Kolombiya’ya (hem de bir FARC kampına uğramayı da planlayarak) gidecek.

Giderek derinleşen bu inisiyatif boşluğu Erdoğan rejimini de rahatlatıyor. Başbakan Yıldırım’ın son Irak ve Barzani yönetimleriyle temasları da bu çerçevede ele alınabilir.


Rusya temkinli

Putin yönetimi önce Karadeniz’deki “uçak kazası”nı geçiştirdi. Arkasından Rus diplomatların sınır dışı edilmesine karşılık vermek yerine 20 Ocak’ı yani Trump’ın koltuğa oturmasını bekleyeceklerini açıkladı.(2) Daha da önemlisi 23 Ocak’ta gerçekleşmesi beklenen Astana görüşmeleri için tarafları belirleyerek (BM desteğini de eksik etmeden) Suriye meselesini tekeline aldı. Ayrıca Çin de Astana görüşmelerinde temsilci bulunduracak.

Çin yönetiminin son dönem yaptığı açıklamalarda, ABD’ye dönük ton sertleşmeye başladı. Çin karşı tarafın zayıfladığı ve aralarındaki uzlaşmayı ihlal ettiğini düşünüyor. Kaldı ki Tayvan meselesine dönük gelişmeler, sadece ABD’nin provokasyonu sayesinde değil, 2015’ten beri Çin’in yaptığı askeri reformlar kapsamında Tayvan’ı özel olarak hedef aldığı iddia ediliyor. Özetle sıcak çatışma olasılığı bu bölgede güncelliğini koruyor.

Son haftalarda aynı blokta yer alıyor görünmelerine rağmen Japonya ve Güney Kore arasında ise 2. Dünya Savaşı’na ilişkin anlaşmazlıklar yeniden ilişkileri gerdi. Dönemin postmodern karakteri gereği bu tür geliş gidişler normal. Öte yandan çelişkiliymiş gibi gözüken bir gelişme daha yaşandı Japonya rekor miktarla 42 milyar dolarla yeni savunma bütçesini açıklarken, yine karşı blokta gözüken Rusya ile yakınlaşma arayışına girişti. Fakat aynı zamanda Trump’ın seçilmesi sonrası ABD’ye de 50 milyar dolarlık yatırım yapmayı ihmal etmediler.

Filipinler’e gelince geçen hafta Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, başkent Manila'ya giden Rus destroyer gemisinde poz verirken, DAİŞ destekçisi olduğu varsayılan 130 çeteci bir silahlı baskınla hapishaneden kaçtı. Bu tür gelişmeler Filipinleri de Türkiye gibi postmodern yeniden paylaşım savaşının odaklarından biri olmaya aday kılıyor.

Soğuk savaş sonrası 25 yıllık dönemin bitişinin ve büyük güçler arası yeni uzlaşma zeminlerinin kurulmasının dünyanın birçok yerinde çatışmaları zorladığı ve sürecin sonlanmasının zaman alacağı görülüyor. Bundan sonrasının nasıl şekilleneceğine sadece büyük güçler karar vermeyecek. Dünya halklarının örgütlü direniş ve mücadelesinin gelişim seyri de tayin edici önemde olacak.

(1) Sovyetlerin dağılması sonrası ABD, Avrupa’ya en büyük askeri sevkiyatını geçtiğimiz Cuma Almanya üzerinden gerçekleştirdi. Üç gemiyle, aralarında 87 tankın da bulunduğu, 2 bin 800 savaş  aracı yanı sıra 3 bin 500 ABD askeri Almanya’ya ayak bastı. Bu güçlerin Rusya sınırlarına kaydırılması amaçlanıyor.

(2) Trump’ın iktidara gelince neler yapacağı, siyasal ömrünün ne kadar olacağı son dönemin tartışma konularından. Aşikar olan bir şey ise demokrasi adı altında dünyanın genelinde bir derebeyileşme  sürecinin yaşandığı. Nitekim Trump damadı Jared Kushner’i ‘başkan başdanışmanı’ yapacağının açıkladı. Yani Erdoğanland, Orbanland’den sonra bu kez Trumpland yolda gibi.



928
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: