Kavga tadında...

11 Ocak 2017 Çarşamba

GÜLİZAR TURAL

Bir kâbus gibi üzerimize çöken katledilişinizin üzerinden 3 yıl geçti…

O lanetli günde, elimdeki kürekle neredeyse çatımıza kadar yağan karın kapattığı patikayı açmaya çalışıyordum. Kamelyaya doğru açılan patikadan bana doğru gelen Asmîn yakınıma ulaştığında yüzünde tam bir dehşet ifadesi vardı. Gözlerindeki yaşı gölgede bırakan bir ifadeydi bu. Kesik kesik, soluğu kesilerek "Heval Sakine, Heval Sakine... Katletmişler...  Paris’te... Şehit düşmüşler!" dedi. Tüm algılarım sanki felce uğramıştı.

Paris kelimesi kulaklarıma  paslı bir raptiye gibi batırılmıştı sanki. Aklıma Avrupa’da komplo ile katledilen Qasımlo geliyor. Qasımlo, komplo, katliam, Kürt Önderleri, soğuk kıta Avrupa kelimeleri beynimde arka arkaya dönüyor, hiçbir cümleye bağlanmadan. Ama Sakine kelimesine beynim ısrarla tüm kapılarını kapatıyor. Rojbîn ve Leyla isimlerinden hala habersizim. Asmîn’in yüzündeki dehşet ifadesi ile telaffuz ettiği bu isim, benim algılarıma henüz Sara arkadaş olarak değmemiş bile. İçimde tarifsiz bir korku ve acı ile elimdeki küreği karların içine bırakıp kamelyaya doğru soluk soluğa ulaşıyorum. Televizyondan daha büyük bir ekrana bakıyorum. Eğitim devremiz boyunca kadının taşkın, coşkun, akışkan, yaratıcı ve sevgi dolu enerjisi ile hareketli olan bu ekran, derin bir acı karesinde donup kalmıştı. Akışkan olan tek şey gözlerdeki yaştı. 

Onlarca kadının gözünde ortak bir ifade okunuyordu. Acı ve dehşet! Sara’sız bir kadın mücadelesinin acısı ve dehşeti… Katliamın vahşetine duyulan nefret bir de… O anı anlatmaya çalıştığımda ya da hatırladığımda bile sanki o karede donup kalıyorum…

Sonra inanmaya inanmaya tele­vizyondan gelen sese, bakışlarımı bu geniş ekrandan televizyon ekranına çevirdim. Sara Arkadaş kelimesi o an değdi algılarıma, hayır çarptı, darmadağın etti. Algılarım yine felç! Sonra tek bir kare, tek bir hakikat dolanıyor tüm algılarımı… Diyarbakır zindanlarında Esat Oktay Yıldıran’ın yüzüne tüküren cesaret! Sonra aynı cesaretin, şimdi ona kıyan celladın karşısında nasıl dikildiğini hayal etmeye çalışırken, katliama dair haberlerin ayrıntıları ile bu hayalim donuyor.

Yazdığı son mektubu geliyor aklıma… Ona yazdığım cevabın ulaşıp ulaşmadığını bilmemek içimi yakıyor! En son yazmayı düşündüğüm mektubu erteleyişimi hatırlayınca… Oysa o her an’a hazır gibiydi. Son yazdığı mektubunu 1.5 yıl sonra okuduğumda, ilk cümlede dondum kaldım yine: "Yaşamım kadar ölümümün de kavga tadında olmasını isterim!’’ 

Kavga tadında da olsa, kadın devriminin binlerce nedenine kocaman bir neden daha eklemiş olsa da, senin yokluğuna alışamadık, alışamayacağız can yoldaşım…

Sen, Rojbin, Leyla arkadaşlar yüzlerce yıllık kadın devriminin güçlü bir aşaması oldunuz. Komp­locu egemen erkek düzeninin kapitalist yüzüne karşı milyonlarca kadının yüreğindeki kini ateşlediniz! Zalimin, zulmün hükmüne, faşizmin kara yasalarına en karanlık an’larda bile boyun eğmedin sen! Senin bu direngen enerjinden mahrum kalan bir kadın mücadelesini hayal bile edemezdik! Ama öyle çok yoldaşının, kadının, erkeğin birçok halktan insanın yüreğinde yer etmişsin ki, enerjin kadın devriminin görkemli direnişlerinde her gün konuşuyor bizimle. Sêvê’nin, Fatma ve Pakize’nin direnişinde kavga tadında yaşamanın, kavga tadında ölmenin onurunda bizimlesin. Ama şehadetlerinize cevaben kadın devrimini yükseltme iddia ve kararlılığında bizimlesin. Katliamınızın örtbas edilmesi girişimlerine en büyük cevabımız; kadın devrimini her kıtada, her ülkede ve her an’da yaratmak olacaktır… 

Onlarca yıllık mücadelen kadın özgürlük mücadelemizle özdeş. Bu özdeşlik senin direngen, yaratıcı ve sevgi dolu enerjinle hep devam edecek. Kürdistan kadın özgürlük mücadelesini kadın devriminin yükseldiği sağlam bir mevzi kıldıkça, seni her anımızda ölümsüz kılmış olacağız! Bize miras bıraktığın sevgi dolu yoldaşlığa, hümanizme layık olma sözüyle, direngen ruhun önünde saygıyla eğiliyoruz…



595
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: