Dört yanım puşt zulası!

serhatbucak46@hotmail.de | 11 Ocak 2017 Çarşamba

YUSUF SERHAT FAİK


Ahmed Arif nur içerisinde yatsın ne güzel söylemişti, “Ay Karanlık” şiirinde: „Dört yanım puşt zulası /dost yüzlü/ dost gülücüklü/ cigaramdan yanar/ alnım öperler/ suskun, hayın, çiyansı/ dört yanım puşt zulası/ dönerim, dönerim çıkmaz/ en leylim gecede ölesim tutmuş/ etme gel/ ay karanlık.“

Yeni Ülke gazetesi çıkarken Ankara’da kendisini ziyaretimde sormuştum ay karanlık şiirindeki ”Dört yanım puşt zulası” derken Kürdistanı mı kastediyorsunuz. Gülmüştü ve bana dönerek dediki, „Nasıl yorumlarsan”.

Evet Kürtlerin yeğeni (annesi Kürt’tür. Bakınız Refik Erbaş ile yaptığı söyleşi. Kalbim Dinamit Kuyusu) belkide dayılarının vatanını kastetmişti. Ama olsun Kürtlerin vatanını kast etmese dahi Kürdistan’a uyan bir dize ”dört yanım puşt zulası”.

Kürdistan dört sömürgeci ulus devlet tarafından çepeçevre sarılmış mazlum bir vatan parçası. Sadece Kürtlerin değil orada yaşayan, halen yaşamakta olan mazlum halkların vatanı. Bu dört sömürgeci ulus devlet değişik rejimlerle yönetiliyorlar. Kimi İslam cumhuriyeti, kimi kemalist cumhuriyet, kimi de Baas Arap Cumhuriyeti, kimi de federal cumhuriyet. Bu ulus devletlerin hepsininde birbirleriyle tarihsel çelişkileri var. Ancak iş Kürt sorununa, “Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etmesine” gelince bu dört sömürgeci ulus devlet kendi aralarındaki  tarihsel çelişkileri bir tarafa bırakıp hep birlikte ”Kürt Sorunu”nu nasıl hal ederiz derdine düşüyorlar.

Bu dört sömürgeci devletten Irak ve Suriye Foreign Policy dergisine göre çatışmalı ülkelerin başında geliyor. TC ise ikinci sırada yer alıyor. İran ise daha alt sıralarda. Aslında bu sömürgeci ulus devletler “Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etmelerine“ razı olsalar böyle ilk sıralarda yer almayacaklar. Kendileri de rahat edecek, Kürtler de. Ancak nerede akıl? Kaf dağının arkasında.

Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım bu hafta ilk önce Irak Başbakanı İbadi’yi ziyaret etti sonra da Kürt Bölgesel Yönetimini. İbadi ile Yıldırım Kürt Özgürlük Hareketinin Kürdistan’ın Güneyinden çıkartılması için anlaşmışlar. Binali Yıldırım Kürt Bölgesel Yönetimi ile yaptığı görüşme sonrası yapılan müşterek basın toplantısında Kürtlere demediğini bırakmadı. Yanında bulunan sayın Barzani ise sesini çıkarmadı. Yıldırım’ın derdi anlaşılırdır, ancak Bölgesel Kürt Yönetiminin derdi nedir? Neden kardeşlerinin aleyhinde atılıp tutulurken bu kadar sesiz kalabiliyorlar? Aslında dert bellidir. Yara derindedir.

Sömürgeci sistemler Kürdistan’ın bölünmesini istedikleri gibi kullanıyorlar. İran Irak savaşında Doğu Kürtleri Irak’ın yanında, Güney Kürtleri ise İran’ın yanında yer almışlardı. Bugün İran Irak’taki Şii çoğunluklu hükümeti desteklerken, Güney Kürtleri ise TC ile sarmaş dolaşlar. Zannediyorlarki Güney’de kurulacak bağımsız Kürt devletini tanıyacaklar. Türkiye, İran ve Irak Suriye’de iktidar mücadelesi veriyorlar. Diğer taraftan ise Rusya-Türkiye-İran Suriye’de barışın tesisi için birlikte antlaşma imzalıyorlar, garantör oluyorlar. Suriye’deki Baas rejimi ise Kürtlere şimdilik ses çıkarmıyor, düzlüğe çıktığında ilk hedefleri Rojava (G.Batı Kürdistan) olacak.

Kısacası, dört yanımız puşt zulası. Buna karşın ayakta kalmaya çalışıyoruz. Tarih Kürtlerden dünyanın en direngen halkı olarak bahsedecektir. Dört yanı puşt zulası olmasına karşın.

KÜRDİSTAN TARİHİNDE

 BU HAFTA: 

* 8 Ocak 1995’te Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe polis tarafından katledildi.

* 9 Ocak 2012 tarihinde Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylamez kontgerilla eyleminde Paris’te şehit düştüler.

 * İleri Yurt gazetesi 10 Ocak 1958 tarihinde Diyarbekir’de yayınlanmaya başlandı. Sahibi 49’lar davası sanıklarından A.Efhem Dolak, Yazi İşleri müdürü 49’lar davası sanıklarından Apê Canip Yıldırım, yazarları arasında ise Apê Musa vardı.

* 12 Ocak 1971 tarihinde Ankara DDKO binasına bomba atıldı.



937
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: