Buyurun TBMM’nin cenaze törenine!..

11 Ocak 2017 Çarşamba

VEYSİ SARISÖZEN

9 Ocak günü ne oldu?      

Sözümona „anayasada değişiklik“ yapan bir „taslak“ TBMM’de görüşüldü.

„Sözümona“ diyorum, çünkü TBMM çoktan, 15 Temmuz „darbe provokasyonundan“ ve 20 Temmuz OHAL ilanından bu yana yaşamıyor. Ölü.

9 Ocak günü ölü, tabuta kondu.

Bundan sonra „taslağın“ her maddesinin „görüşülmesi“, TBMM’nin içine yerleştirildiği tabutun kapağına bir çivi çakmaktan başka bir anlam taşımayacak.

Yani özetle „taslak“ bir „tabut“, her maddesi bir „çivi“...

Olaylar tıpkı tıpkısına, Nazi Partisinin “iktidarı” ele geçirme senaryosunun bir kopyası.  

Özellikle Avrupa’da yaşayan demokratlar, bulundukları ülkelerin kamuoyuna bu “taklidin” neredeyse “aslının aynısı” bir taklit olduğunu anlatmalılar. Hatırlayalım:

Yıl 1933. 28 Şubat. Hollandalı bir “anarşist” Almanya parlamentosunu (Reichstag) kundaklıyor. Sonradan ortaya çıkıyor ki, bu yangın, doğrudan Hitlerci ajanların, diktatörlük rejimi kurmak amacıyla düzenlediği bir provokasyondur.

Yıl 2016. 15 Temmuz. Ne idüğü belirsiz bir “cunta”, Türkiye parlamentosunu (TBMM) bombalıyor. Artık biliniyor ki, bu darbe doğrudan Erdoğancı “iki taraflı ajanların”, “başkanlık rejimi” denilen dikta rejimini kurmak amacıyla düzenlediği bir provokasyondur.

Yıl 1933. 24 Mart. Alman parlamentosunda, Hitler’e parlamentonun yetkilerini devreden, bizdeki Kanun Hükmünde Kararname yetkisi verildi. Nazi rejimi bu kararnamelerle Almanya’yı yönetti.

Yıl 2016. 20 Temmuz. Türk parlamentosunda, Erdoğan’a parlamentonun yetkilerini devreden Kanun Hükmünde Kararname yetkisi verildi. Erdoğan rejimi bu kararnamelerle Türkiye’yi yönetiyor.

Şimdi kurduğumuz bu “paralellik” size abartma ya da yakıştırma olarak gelebilir. Erdoğan’ın Hitler’den habersiz olduğunu, gelişmelerin birbirine benzerliğinin bir tesadüf olduğu da düşünülebilir.

Ama iş öyle değildir. Erdoğan Hitler’in “KHK’ler eliyle başkanlık, yani Führerlik” makamına oturduğunu çok iyi biliyor. Daha Aralık 2015 ‘de bakın neler demiş:

“Üniter sistemlerde başkanlık sistemi yok diye bir şey yoktur. Şu anda bunun zaten dünyada örneği var. Yani geçmişten bu yana da var. Hitler Almanyasına baktığınızda orada da bunu görürsünüz“.

Bilindiği gibi, Erdoğan bu sözleri, „başkanlık rejimi aynı zamanda eyalet rejimidir, bu da PKK’ye eyalet vermektir“ şeklindeki „ulusalcı“ eleştirilerine karşı bir yanıt olarak sarfetmişti. Yani, onlara „merak etmeyin, ben tıpkı Hitler gibi eyaletlere izin vermeyen bir üniter başkanlık rejimi kuracağım“  diyerek güvence vermişti.

İşte şimdi bu „güvence“ye uygun olarak anayasa taslağında sözümona „eyaletlere“ cevaz verecek bir madde, CHP ve MHP’nin itirazlarıyla taslaktan çıkarıldıktan sonra, Hitlerci „Führer“ rejiminin tıpkısı bir rejime geçilmek üzere „ölü“ TBMM’de ilk oylama yapıldı. 330’luk baraj sadece 8 oyla aşılabildi.

Ne demiştik? TBMM „öldürülmüştür“. 15 Temmuz-20 Temmuz sürecinde yetkileri elinden alınmış ve hepsi de Erdoğan’a verilmiştir. 9 Ocak oylaması TBMM’nin cesedini „tabuta yerleştirme“ oylamasıdır. Bundan sonra „oylanacak“ her madde, o tabutun kapağına çakılan bir çivi olacaktır.

İyi de bu „cenaze töreninde“ CHP’li ve HDP’li vekillerin işi ne?

Sanki TBMM diye bir şey varmış... Sanki yapılan görüşmeler esnasında yapılan konuşmalar „ölüyü diriltecekmiş“... Gibi davranmanın anlamı var mı?

Yok... Nitekim Ayhan Bilgen HDP’nin „hiç bir oylamaya katılmayacağını“ açıkladı. Ölüyü tabuta koyalım mı, koymayalım mı tartışması kadar abes, matrak ve trajik bir oylama olabilir mi?

Erdoğan ve kafadarları pişkin. Adalet Bakanı tüm CHP’lilerle dalga geçiyor: „Atatürk’e dönüyoruz“ diyor sırıtarak. „O da hem Cumhurbaşkanıydı, hem milletvekiliydi, hem CHP’liydi, hem de CHP’nin şefiydi...“ Erdoğan’ın etrafını çevreleyen bütün „Ergenekoncular ve darbeciler“ keyiften dört köşe... “Atatürk dönemine dönüş“ onları heveslendiriyor; bir adım daha atacaklar ve MHP’yi yutarak, CHP’yi de bertaraf ederek „tek partili“ rejime ulaşacaklar. Öyle ya... “Tek şefin“ olduğu yerde „çok parti ve o çok partinin şeflerine“ yer kalır mı?

CHP HDP’yle birlikte “ölü parlamentoda” faşist koalisyonu başbaşa bırakmalıdır.



1820
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: