93 yıllık vahşetin sonu nasıl gelecek?

Selimferat@web.de | 10 Ocak 2017 Salı

SELİM FERAT

93 yıllık kolonyal tarihte; 1938’dan bu yana geçen sürekli işgal yıllarında;

Ve 93 yıllık "mutlak inkar“ projesi boyunca:

Tehditsiz geçen bir gün olmadı/olamazdı.

"Barış“ın varolması devlet izni ve patentine bağlandı.

Barışlı yıllarda, serum hortumu Ankara’nın "müsadesi/iptali“ne mahkum bırakıldı.

Kuzey Kürdistan’a her defasında yerleştirilen "truva atı“ndan yeni hüviyetli "Kürt“ler hortlatıldı.

İlk 60 yıllık bir süreçte revaçta olanlar:

Kuvayi-Milliye "Komutanı Kürtler“;

Türki partilere mahkum edilen "Doğulu Milletvekilleri“;

Demirel’e takılan derbeder hikaye sahipleri;

Ecevit’e biat eden, boynu bükük "ilerici/solcu“ cambazlar;

Aniden "asıl Türk“ olduklarının farkına varan, Kürt kökenli ülkücüler“;

"Başbakan, Cumhurbaşkanı“ ünvanı edinerek, Kürt’ten "adam çıktı“ğını zanneden ahmak adamlar…

Sonrasında, yaşadıkları toprakların başka bir planet’den gelen vahşi ordular tarafından işgal edildiğinin farkına varan Kürdistanlılar.

Ve daha daha sonrasında da, kurulan Kürt, Kürdistan partileri.

Gelinen noktada, Kürdistan’a hükmedemeyen bir kolonyal rejim var.

Ve 93 yıllık vahşetin elinden nasıl kurtulacağı bilinmez olan bir Kürdistan.

Bilinen tek şey, Güney, Rojava ve Kuzey Kürdistan’ın kaderini çizmesini engelleyen güçlerin başında gelen Türkiye Kolonyalizmi.

Türkiye’nin yakın takibata aldığı Güney Kürdistan’daki güçler, Türkiye’den kurtulmak için, Türkiye ile "temasta“.

Kuzey Kürdistan’daki partiler, Türk kolonyalist devletinden kopmak için, "parlamento"dalar.

Kolonyal faşist rejimden kopmak/kurtulmak için, "görüşme“ önerileri var.

Tüm bu yazdıklarım, bilinenler.

Bilinmeyen ise, 1923’den bu yana devam eden bu vahşetin sonunun nasıl getirileceği?

Geçen hafta, İskoçya (AB referandumunda, halkının yüzde 62'si AB üyesi olarak kalmaktan yana oy kullanmıştı.) Bölgesel Hükümetinin Başbakanı Nicola Sturgeon, Birleşik Krallık’tan kopmak için, ikinci bir referanduma başvuracaklarını belirtti ve bunun bir blöf olmadığının altını çizdi; Kürdistan’da kopuş için emsal olmazsa da önemli bir emare.

Tarihin hiçbir döneminde, uluslararası kamuoyu, Kürdistan ve Kürtler’in artık bu biçimde yaşamayacaklarını, Kürtler için yeni bir statü verilmesi gerektiği konusunda, bu dönemdeki kadar duyarlı olmamıştı.

AB "Kürdistan’a Statü“ talebinin adresi olmayacağına göre;

Böylesi bir talep Kürdistan’da politik nüfusa öncülük eden partilerin atacağı bir adım olabilir.

Bu vahşet sona ermeli.

Tehdit, şiddet ve baskılarla hükmettiklerini zannettikleri ülkeleri (Türkiye ve Kuzey Kürdistan) iç savaşın eşiğine getiren Türk rejiminden kurtulabilirler.

Kürdistan’da ne yaptığını bilen bir Gerilla siyaseti var.

Türkiye’de katle dayalı rejimin olduğunu teyit etmeyen devlet sayısının, BM üyelerinin üçte birini aşacağını tahmin edemiyorum.

Tahmin ettiğim: bu vahşet tarihine nokta koyacak gücün, Kürdistan’da olduğu.

Peki bunu nasıl yapacaklar?

Bunu son otuz yıldır, bu vahşete fiili hedef seçilen, o dağın eteğindeki adamlar, Türkiye’nin "geri cephesi“ durumuna getirilmek istenen Güney Kürdistan ve direnen Rojava önderleri daha iyi biliyorlar.



768
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: