Tek adam diktası çözüm mü?

suatbozkus@gmail.com | 07 Ocak 2017 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ

Tek tek tek diye diye tek partiye ve tek partiden de tek adam diktasına düştük.

Hazırlanan anayasa değişikliği halkın sorunlarını çözmek, özlemlerine cevap vermek için değil, tam tersine halkı kandırmak ve bu fiili faşist dikta rejimini yasallaştırmak için bir formalitenin yerine getirilmesidir. Erdoğan’a gücü yettiği sürece iktidarda kalma yolu açılıyor. Boşuna padişahlık ve hilafet demiyorlar. Bu dikta bırakın muhalefeti farklı bir sesi bile istemiyor.

 ‘’Tek adam yönetimiyle kalkınma, huzur ve istikrar olacak, yoksa memleket batar, bölünür“ diyenler şimdi kendileri alarm zilleri çalıyor. Ama kendilerinin hiç bir sorumlukluğu yokmuş gibi de konuşuyorlar. Zaten AKP zihniyetinin en büyük hilesi ya da sahtekarlığı sadece kara ortak olmasıdır. Hep mağdur, hep masum, hep mazlum ve haklıdırlar. Ama hep de mağrurdurlar.

‘’Yollar yaptık, köprüler yaptık, tüneller yaptık“ diye övünürler.

Dolar, faizler, işsizlik niye yükseliyor derseniz dış güçler, emperyalistler, bölücüler diye saydırırlar.

‘’Lozan hezimettir, Batı Trakya, Adalar, Kerkük, Musul niye verildi, artık bunları geri almalıyız, bizim bakiye toprağımızdır“ derler. Kürtleri ezmek için DAİŞ ile anlaşıp hilafeti geri getirip Sünniliğe dayalı yeni Osmanlı imparatorluğu kurmaya kalkışırlar. Halep, Kerkük, Musul için plaka bile hazırlarlar. Ama bozguna uğrayınca da ‘’Dış güçler bize yeni Sevr dayatıyor“ diye ağlarlar.

Bir ‘’üst akıl“ efsanesi uydurdular. Ters giden bütün işlerin sorumlusu bu üst akıl! Kendilerinin akılsızlığını ya da alt akıllı olduklarını böyle itiraf ediyorlar. Ama o üst akıl desteğiyle, yüzde otuz dört oyla nasıl tek parti diktası kurduklarını unutuyorlar. O zaman ‘’Bakın, bütün dünya bizi beğeniyor. Erdoğan bir dünya lideri“ diye övünüyorlardı. Kendilerini övenlerin, destekleyenlerin niçin desteklediğini hiç düşünmüyorlardı bile…

Tembel, haylaz ve kurnaz öğrenci zihniyeti meşhurdur. İyi bir not alırsa ‘’Ben aldım“ der. Kötü not alınca ‘’Hoca sıfır vermiş“ der ve küfrü basar. AKP’nin zihniyeti tam da budur. Alacağına şahin ama borcuna tavşan… İşine gelince AKP yapar… Bataklığa saplanınca ise Ergenekoncular, dış güçler, fetöcüler, teröristler, üst akıl vb. bahaneler…

Yakın geçmişe bakın:

Önce ‘’Hocaefendi Hazretleriyle“ boğazına kadar işbirliği, vesayete son vereceğiz diye tüm muhalifleri Ergenekon davasıyla tasfiye etmek… O zaman ağzını açanı vaay Ergenekoncu, milli irade düşmanı diye zindana tıkıyorlardı. Erdoğan ‘’Ergenekon’un savcısı benim, vesayet rejimine son verdik. Artık bir daha darbe yapamazlar“ diyordu. Ama esas vesayet-darbe dönemi şimdi başladı.

Şimdi Ergenekonularla işbirliği içinde ağzını açanı vaay Fetöcü-paralelci deyip zindana tıkıyorlar.

Roboskî katliamının emrini biz verdik dediler. Gezi’de polis kahramanlık destanı yazdı deyip tebrik ettiler. Rus uçağını biz düşürdük, gerekirse gene düşürürüz dediler. Hatta düşen uçaktan sağ kurtulan Rus pilotu yakalayıp nasıl öldürdüklerini TV’lerde anlattılar.

Pilotun katilini kahraman ilan ettiler. Ama şimdi hepsinin suçlusu Fetö oldu.

Rus büyükelçisini göz göre göre öldürttüler. Hiç utanmadan niye korumasız gelmiş dediler. Kendi başkentlerinde, kendi güvencelerinde olması gereken bir diplomat, kendi emirlerindeki bir devlet memuru tarafından öldürüldü. Hatta ciddi iddialara göre polis oraya koruma göreviyle gönderildi. Zaten dışarıdan gelip saldırmıyor. Arkasında bekliyor. Ama onlarda gene hiç bir kusur yok. Yani suç gene ölende oldu. O da tutmazsa Fetöcüler yaptı.

Bu zihniyetin son ürünü yılbaşını kana bulayan Reina katliamıdır.

Suç hep asker-polis elbisesi içine girmiş Fetöcülerde, hain teröristlerde, dış düşmanlarda, ajanlarda…

İyi de, 15 senedir tek parti olarak, şimdi de tek adam olarak iktidar olanların hiç mi kusuru yok? Onlar bostan korkuluğu mu?

Siyasi sorumluluk kimde?

Yani hırsızın hiç mi suçu yok?

Hırsız yakalanıp hesap sorulmayacak mı?

Erdoğan ve AKP şefleri başkalarını suçlayıp sorumluluktan kurtulamazlar.

İktidarlarını koruyabilmek için, şahsi çıkarları için ülkeyi içte ve dışta savaş bataklığına sürükleyenler döktükleri kanların hesabını vermek zorundadır.

İçte ve dışta inkarcı, imhacı, tekçi zihniyetteki savaş sürdükçe dökülen kanların siyasi sorumlusu onlardır.

Döktükleri kanda debelenmeleri boğulmalarını engelleyemeyecektir.



841
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: