Katil neden yakalanmıyor?

g.yoleri@gmail.com | 06 Ocak 2017 Cuma

GÜLSEREN YOLERİ

Yeni yıla bir katliamla başladık, OHAL üç ay daha uzatıldı, Anayasa’daki laiklik ilkesini savundu diye iki genç tutuklandı. HDP ve Fetö diyerek devam edegelen büyük gözaltı ve tutuklama furyası tam gaz devam. Ha bir de, iktidarın, Ortaköy canisine benzerliğinden dolayı linç saldırısına uğrayan çekik gözlüler çoğalınca ve sadece benzerlikleri nedeniyle hedef olan Türki ve müslüman yabancıları korumak amacıyla hatırladığı; kardeşlik, hukukun üstünlüğü ve adaletin sağlanması için devlete güven çağrıları var.

Hep ve daha kötü şeylere uyanalı çok zaman oldu. Bu yüzden kendimizi pek çok olayda sınadık mecburen. Gördüm ki; her şeye alışır insan deyişini boşa çıkaran tek şey ölüm. Çünkü ölüm; ölene alışma zamanı vermediği gibi, kalanın ruhunda da ölü alanlar yaratıyor. Fiziken değil ama ruhen, ölenle ölünüyor aslında. Ölüm gibi acısına da alışılmıyor ayrıca. Sadece, bu acıyla yaşamaya alışıyor insan. 

Yeni yılın ilk yazısında ölümden söz ederek başlamak zorunda kalmaktan muzdaribim. Ama, yeni yıla bir katliamla girmiş olmanın etkisindeyiz halen. 

Şu ana kadar; Hrant Dink, Suruç, Ankara Garı ve benzeri katliamlarda olduğu gibi bu katliamda da katliamın örgütlü bir saldırı olduğu, katillerin elini kolunu sallaya sallaya bu katliamı gerçekleştirmesine yarar desteği devlet güçlerinden aldığı yönünde bilgi ve yorumlarla karşılaştık ve de iktidarın bu katliamdan doğan sorumluluklarını inkarlarına tanık olduk. 

İktidar, Fetö ve gizli istihbarat örgütlerinin desteği olmadan bu katliam gerçekleştirilemez yönlü açıklamalarda bulundu. IŞİD devlet içinden destek görüyor adı Fetö oluyor, katilin profesyonelliği gizli istihbarat örgütlerinden deniyor ve nihayetinde sorumluluktan kurtuluyor devlet. 

10 Ekim Ankara katliamı sanığının anlatımları geliyor aklıma sık sık. Yol kontrolü sırasında cüzdanındaki hapı bulan polis, aynı yoldan geçen iki canlı bombayı görmezden gelmişti. Ve İstanbul'da yeni yılda terör saldırısı olacağı istihbaratına rağmen Reina gibi hedef olacağı malum bir yeri neden özel olarak korumadı devlet?

Şimdilerde; katilin nereden geldiği, nerede oturduğu, katliam günü yaptıkları saniye saniye televizyon ekranlarında. Katilin fotoğrafı ve bu ayrıntılı bilgiler neden iki gün süreyle gizlendi de sonra servis edildi. Madem ki bu kadar ayrıntılı bilgi vardı, neden engellenmedi katliam? Neden yakalanmıyor katil?  

Katilin yakalanmaması da mı bir politika? Ayağınızı denk alın, nasıl yaşayın diyorsak öyle yaşayın, susun, itiraz etmeyin, yoksa yeniden katledilirsiniz mi demek istiyor birileri? 01 Ocak 2017 tarihli Yeni Akit gazetesi ve 31 Aralık 2016 tarihli Milli gazetenin "Son uyarı- Kutlama" şeklindeki manşetten tehditleri, Diyanet İşleri Başkanlığının açıklamaları, reklam amaçlı Noel baba kıyafeti giyen kişlerin dövülmesi ve iktidarın tüm bu olanları milli duyarlılık diyerek onaylaması, soruşturmaya gerek görmemesi, laiklik diyeni bile tutuklaması, her şey aynı bütünün parçaları değil mi sizce de. 

Başbakanın "bu bir "sistem değişikliği" dediği yeni anayasa ve başkanlık referandumunun uzatılan OHAL koşullarında yapılacak olması da, OHAL'in usulsüz olarak ve zamanından önce uzatılmasına karar verilmesi de aynı bütüne ve iktidarın işine gelen yerde hukuku hatırladığına, gelmeyince de unuttuğuna işaret etmiyor mu? 

OHAL'in alalacele uzatılmasını; Ortaköy katliamı, devlet içinde yapılanan Fetö ve sair örgütlerin henüz temizlenemediğine bağlayan iktidar, El Bab'da hava desteğini çekti diye ABD’yi İncirlik Üssünü kapatmakla tehdit ederken bunu da savaşa gerekçe yaparsa şaşıracak mıyız?  



1221
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: