Barışın Ahmet Abisi

halilsavda@gmail.com | 06 Ocak 2017 Cuma

HALİL SAVDA


Ahmet Türk kalbindeki pille Silivri Cezaevi’nin bir odasında ve sağlık durumu iyi değil. 

HDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü adalet bakanlığı nezdinde yaptığı girişimlerden bir sonuç almaması üzerine kamuoyuna şu açıklamayı yaptı: „Tercümesi: ‘Bir şeyi yok’. Ahmet Türk’ün kalbi durabilir diye biz ölüyoruz, o (Adalet Bakanı) tınmıyor bile. Ne yapacağımızı şaşırdık.“ 

Kalbindeki pille Silivri Cezaevinin bir odasına mahkum edilen Ahmet Türk kimdir?

1946’da Mardin’de doğdu. Henüz Çocuk yaşta babası Hacı Sinan’ı kaybetti. Çocukluğundan başlayarak hayatı kendisinin dışında bir şiddet ortamı içinde oldu ve o şiddet ortamını sona erdirmek için çabayla geçti. AİTA İşletme bölümü son sınıfta ayrıldı.

8 çocuk sahibi. 

Aktif politik hayatı Milletvekili ağabeyi Abdürrahim Türk’ün öldürülmesiyle başladı. 1973’te DP’den Mardin milletvekilli oldu.

Sonrasında ise Demokratik Parti’den istifa etti ve CHP’ye katıldı.

1980 Askeri Darbesinde tutuklandı ve 1 yıl Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi vahşetini yaşadı. 

1987’de PKK’ye yardım yataklık suçlamasıyla tutuklandıktan 10 ay sonra SHP’den Milletvekili adayı olarak seçimlere bir hafta kala tahliye oldu ve onu karşılamaya gelen kalabalığa şöyle seslendi: „Bizlerin ekmeğe, suya değil, temel hak ve özgürlüklere ihtiyacı var...“ 

Bu söz bugün de onun ve halkının hayat çizgisi... 

1989 yılında Paris’teki Kürt Konferansına katıldığı gerekçesiyle milletvekili bulunduğu SHP’den ihraç edildi. 

1990’da ilk legal Kürt partisi olan HEP’nin kurucuları arasında yer aldı. 

1993 yılında EMEK Partisi Genel başkanı olarak PKK ile devlet arasında arabuluculuk ona ve arkadaşlarına nasip oldu. PKK’nin ilk ateşkesinde önemli bir rol üslenmiş ve Özal’ın ‘silahlar sussun’ mesajını Bekaa’ya Öcalan’a iletmek üzere götürmüştü. 

Ateşkesin ilanı sonrasında ise 16 Nisan 1993’te şöyle demişti: „Kürt halkının özgürlüğünü istiyoruz. Amaç bu ortamın ortamın gerekli kılınmasıdır. Bunun için hem devlete hem de PKK’ye sesleniyorum: Barışı öne çıkartalım. Öcalan’a bir kalem hediye ettim. Bu, silahlar sussun, kalemler konuşsun’ anlamına geliyor.“

O silahlar zaman zaman sussa da tekrar konuştular hem de eskisinden daha yüksek bir tonda...

Kürt siyasi hareketinin Türkiye’ye kazandırdığı cinsiyet eşitlikçi siyaset modeli olan Eşbaşkanlık ilk ona nasip oldu. DTP’de Aysel Tuğluk ile birlikte Eşbaşkanlık yaptı. 

Türk, özeleştiri yapmaktan hiçbir zaman geri durmadı. 

Hasan Cemal’e verdiği bir röportajda şu özeleştiriyi yapar: “Bugüne kadar kurduğumuz bütün partilerde, inandırıcılık eksiği vardı. Parti içi hukuk, parti içi demokrasi açısından olumlu bir şey söylemek güçtü. Bu yüzden Türk aydınlarına da güven veremedik. Çünkü ipler perde arkasında başkalarının elinde diye düşünülürdü. Bu nedenle muhataplarımız tarafından pek ciddiye alınmazdık. Şimdi yeni bir anlayış geliştirmek zorundayız. Vesayetle, vekâletle siyaset üretemeyiz artık.”

Türkiye kamuoyu onu hep aşiret lideri olarak lanse de o ısrarla „biz bir aileyiz bir aşiret değiliz. Ben aşiret reisi de değilim“ dedi. 

Hayatı hep kalabalıklar içinde geçti. Kendi ifadesiyle en büyük lüksü sessizlikti... Hayatı ya halkının içinde çalışarak ya da halkı için çalıştığından cezaevlerinin kilit sesleri, gözaltı odalarındaki tehditkar sorgucuların bağırışları içinde geçti; cop, tekme, yumruk, askı, küfür ve yargıçların soğuk sesleri...

Diyarbakır vahşetine ve içinde büyüdüğü şiddet ortamına rağmen Kürtlerin Ahmet Abisi hep makul oldu ve diyalogtan yana tavır aldı. 

30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanlığı’na seçildi. 

17 Kasım 2016’da İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırıldı. 4 gün sonra ise 70 yaşında gözaltına alındı... 24 Kasım günü Mardin adliyesinde savcılığa çıkmadan önce avukatı Hüseyin Cangir’e şöyle demiş; „Bavulumu hazırlayın...“ 

Kürt siyasetçilerinin Türkiye’deki kaderi ya ülkeyi terk etmek ya da hapishaneye gitmek üzere bavullarını hazır tutmak... 

Nitekim aynı gün tutuklandı. 

80’de cezaevinde, 80’lerin sonunda cezaevinde, ‘90’larda dokunulmazlığı kaldırılan Milletvekili olarak cezaevinde, 2016’da ise görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı olarak 70 yaşında yine cezaevinde...

Silivri Cezaevi’nden avukatı aracılığıyla ilk mesajı şu oldu:

„Bugüne kadar onurlu yaşadık onurumuzdan başka kaybedecek bir şeyimiz yok.“

Kürtlerin Ahmet Abisi Silivri Cezaevi’nin bir odasında kalbine bağlı pille yaşama tutunmaya çalışıyor...

Herkesi Ertuğrul Kürkçü’nün uyarısına kulak vermeye çağırıyorum...!



1347
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: