Gitmekte olan bir yılın ardından

fusun1@gmail.com | 29 Aralık 2016 Perşembe

FÜSUN ERDOĞAN

İki gün sonra 2016 yılını da ardımızda bırakacağız. Her giden yılın ardından değerlendirmeler yapmak, gelecek yıla dair öngörülerde bulunmak, yeni yıla sevinçle ve neşeyle girmek kültürümüzün bir parçası olagelmiştir. 

Burada 2016’da yaşanan tek tek olayların dökümünü yapmak niyetinde değilim. Ancak hepimizin bildiği gibi; ağır, çok zor, meşakkatli bir yıl oldu 2016...

Savaş, direniş, mücadele bir arada yaşansa da, savaşın bedeli çok büyük. Üstelik Erdoğan-AKP diktatörlüğünün kirli savaşı son bulmuş da değil. Başta Kürtler gelmek üzere, kendine karşı olan ya da kendinden olmayan herkesi hedef tahtasına oturtan Erdoğan, tekçi diktatörlüğünü her bakımdan sağlamlaştırmanın peşinde.  Darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ve KHK’larla yönetilen Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da, siyasi soykırım tüm hızıyla yaygınlaşarak sürüyor. Erdoğan ve AKP diktatörlüğünden olmayan ya da onları desteklemeyen herkes için bir gece yarısı ya da sabahın ilk ışıklarıyla evinin basılması, gözaltına alınarak tutuklanması bir tehdit olarak başlarının üzerinde Demoklesin Kılıcı gibi sallanmaya devam ediyor.

Baskı ve zulmün arttığı her durumda topun ağzında devletin elindeki siyasi tutsakların olduğu biliniyor. Hapishanelerde iğneyle kuyu kazarcasına kazanılmış haklar, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL’le birlikte gasp edildi, zindancı mantığın en koyusu uygulamaya konuldu. Son bir kaç aylık süreçte Türkiye ve Kuzey Kürdistan hapishanelerinden gelen haberlerin neredeyse tümü hak gasplarıyla ilgili. Ve ne yazık ki, bugün ne sürgün sevkler, ne tutsakların sağlık sorunları ve tedavi hakkının engellenmesi, yazdan beri 200 bine yaklaşan mapus sayısıyla hapishanelerde hijyenden, insanca yaşam koşullarından uzakta, mapusların balık istifi yaşaması tutsak aileleri ve hak örgütleri dışında kimsenin gündemine girmiyor/giremiyor. 

Diktatör Erdoğan bir yandan ‘’halk idam istiyor“ sözleriyle idamı gündemleştirirken, diğer yandan faşist Saray-AKP diktatörlüğü hapishanelerde büyük bir katliam örgütlemenin peşinde olduklarını; kendi medyalarından, sosyal medyadan yaydıkları planlarla ifşa ediyorlar. Ve biz biliyoruz ki, tıpkı OHAL ve KHK’lar gibi, gözaltı-tutuklama furyası gibi, idamı da başta Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan ve Kürtler gelmek üzere, devrimciler için yeniden yasal hale getirmek istiyorlar. Hapishanelere yönelik ciddi ciddi bir katliam hazırlığının peşindeler. Faşist Saray-AKP diktatörlüğünün ağızlarından düşürmedikleri ‘’halk ayaklanarak hapishaneleri basacak, FTÖ ve PKK’lileri öldürecekler“ söylemi ciddiye alınmak zorunda.

Ayrıca, böyle bir katliam için emin olun dışarıdan birilerinin hapishaneye girmesine hiç gerek yoktur. Tüm hapishanelerde adli tutuklularla, siyasi tutsaklar aynı çatı altında yaşıyorlar. Çoğu zaman onları birer koridor ayırıyor. Devletin adli tutukluları birazcık kışkırtması, önünü açması hapishanelerde bir katliam örgütlemelerine fazlasıyla yeter. 

2009 Kasım’ında Gebze Hapishanesi’nde, bir akşam vakti, ırkçı adli hükümlülerin karavanaların kapı önüne bırakılacağı saatte, açılan kapının önündeki gardiyanı etkisiz hale getirerek, ellerinde bıçaklarla PKK’li kadın arkadaşların bulundukları koridora geldikleri günü bugünmüş gibi hatırlıyorum... Kapıları açamayınca, mazgaldan fırlattıkları cam parçalarıyla bazı arkadaşlarımızın yaralanmasına neden olmuşlardı. Siz bir de kapıyı açtıklarını düşünün bu katil sürülerinin... O gün siyasi kadın tutsakları, gözü dönmüş saldırgan sürüsünden, kadın gardiyanın koğuş anahtarlarını saklamış olması kurtarmıştı. Ve o günden sonra, her hangi bir gerekçeyle kadın gardiyanlar kapıyı açtıklarında, kapıyı kilitlemeyi unutmamalarını biz hatırlatıyorduk. Yolu hapishanelerden geçenler bunun nasıl bir şey olduğunu iyi bilirler. 

Dolayısıyla faşist Saray-AKP diktatörlüğünün hapishanelere yönelik yaydıkları bu senaryoları dikkate almak, faşist diktatörlüğün hapishanelere yönelik katliam örgütlemesinin önüne geçmek için teyakkuzda olmak, hapishanelerde olup-bitenlere karşı duyarlı olmak zorundayız.

İki gün sonra baskı ve zulmün, savaşın yıkımlarının, yok etmenin ağır bastığı 2016’yı tarihe kaydedeceğiz. 2017’de de faşist Erdoğan-AKP diktatörlüğünün muradının tekçi diktatörlüklerini tümüyle inşa ederek sağlamlaştırma olduğu biliniyor. Bunun karşısında bizim değişmeyen muradımız ise, özgür bir ülke yaratmak, faşizm karşısında kazanmak, elbette faşist diktatörlüğü muadilleri gibi, tarihin çöp sepetine fırlatıp atmak için daha çok mücadele, daha çok direniş olacaktır!...

2017’nin halklarımıza barış ve özgürlük getirmesi, zindanların boşalması dileğiyle, iyi seneler diliyorum...

***

En son ameliyata gitmeden önce yemekhanede karşılaşmıştık Salih/Delil yoldaşla... Ameliyat sonrası yaşam mücadelesi verdiği günlerde yanına gittim. Beni duyup duymadığını bilmesem de, belki duyar diye ona dedim ki; ‘’Delil heval, sen 22 sene boyunca faşizmin zindanlarından boyun eğmeyerek çıkan birisin. Yok öyle gelip Avrupa’da bir hastalığa teslim olmak! Tıpkı yoldaşların gibi tırnaklarını hayata geçirmeli ve yaşamakta direnmelisin!..“

Pazar günü aldık kara haberi... Yoldaşlarının Delil’i ardında direnç ve mücadeleyi bırakarak yıldızlaştı. Ailesine, yoldaşlarına ve dostlarına metanet diliyorum... Hepimizin başı sağolsun. Güle güle sevgili Delil heval, güle güle... Sevgi toprağın, yıldızlar yoldaşın olsun.



1058
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: