Ya faşizme karşı, ya da mahkumu olmak...

xece14@gmail.com | 12 Kasım 2016 Cumartesi

HACER ALTUNSOY

 Hiç şüphe yok ki HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklanması yeni bir aşamayı işaret ediyor. Yine DBP Eşbaşkanının işkence edilerek gözaltına alınması, ardından tutuklanması; belediye başkanlarının tutuklanması, belediyelere kayyum atanması bu yeni eşiğin habercileridir. AKP öncülüğünde, adım adım korku salarak faşist sistemin inşasında bir durak yani.

Belli ki bu durak sancılı, acılı, kanlı, işkenceli devam edecek. Sonuç almak için kullanılan ‘ulusun bekası’ argümanının dozajı arttırılacak. Cinsiyetçilik ve militarizm derinleştirilecek. Bütün farklı sesler tek tek susturulacak. Bundan ötesi olmaz demeyin... eğer faşist bir zihniyetten bahsediliyorsa, faşizmin neler yaptığına, yapabileceğine bakmak lazım. Evet; bu zihniyet bütün renkleri soldurarak, yok ederek tek renk bir toplum, sistem ve yaşam yaratma peşinde ve bunun adına tarihte faşizm deniliyor. 

AKP’nin bölge politikaları ile yaşadığı yalnızlaşma, bu yalnızlaşmanın sebeplerini örtmek için ısrarla milliyetçi refleksler üzerine ‘ulusu yeniden yapılandırılma’ sürecine girilmiştir. Bunun için öncelikle bütün kesimler üzerinde mutlak kontrolün sağlanması gereklidir. Ulusun bekası için her türlü baskı, zulüm, katliam bu yolda meşrudur. Kontrol edemediklerini ise bir biçimiyle tasfiye edecek. Ya tutuklayarak, ya el koyarak, ya katlederek. Hangisine ve neye gücü yeterse... 

Ama başaramayacak... istediği sistemi kuramayacak. Evet AKP Hükümeti toplumu bu tehlikeli yola çıkarmıştır. AKP ve MHP tabanının tümü, CHP tabanından bir kesim bu yola güle oynaya girmiştir. Ancak yine de başaramayacak. 

Neden mi? 

HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklamasına dönük tepkiler irdelendiğinde şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: 

1-AKP’nin ‘terörle mücadele’ adı altındaki saldırıları son derece deşifre oldu. Ve bu argümanı elinde patladı. Artık kimsenin rağbet etmediği bir argümandır. ‘Terörle mücadele’ argümanı faşist zihniyeti örtemeye yetmeyecek. 

2- Ortaya çıkan tepkilerde-ki bu tepkiler sadece Türkiyelilere ait değildi, Avrupalı siyasetçiler ve halklarda da vardı- ‘faşizm’ vurgusu yeni bir durumdur ve sadece Türkiyeli halkları değil, Avrupalı halkları da ilgilendirmektedir. Dolayısıyla bu tepkiler artarak devam edecektir. 

3- Kadınlara dönük özel bir saldırı konsepti varlığı kesindir. Bu da kadın örgütlerinin daha aktif mücadele etmesi anlamına gelmektedir. Kadınlara dönük saldırılara sadece Kürdistan ve Türkiyeli kadınlardan tepkiler gelmedi. Afganistan’dan, Ekvator’a, Latin Amerika’dan Avrupa’nın birçok ülkesinden tepkiler geldi. Dolayısıyla kadın mücadelesinin de lokal bir düzlemde kalmayacağını peşinen belirtmekte fayda var.   

4- Faşizme karşı ortak bir cephe oluşuyor. Etkisi Türkiye ile sınırlı olmayacaktır. Irak’ta Erdoğan’a karşı gelişen tepkiyi düşünürsek, bölgede ve Avrupa’da da etkileri olacaktır. 

5- Esas önemli olan ise, Kürdistan ve Türkiye’deki demokratik dinamikler bütün baskılara, tutuklamalara, katliamlara rağmen mücadeleden vazgeçmediler. 

Medya kurumları, gazeteciler, avukatlar, işçiler, kadınlar, Aleviler gibi toplumsal dinamikler daha fazla birbirlerine yaklaşacaktır. 

6- Dipten gelen dalgaya hazır olmak lazım. Ne zaman ve nerede ortaya çıkacağı belli olmasa da dipte derin bir dalgalanma var ve her an ortaya çıkabilir. 

Tabii bunlar kendiliğinden oluşmadı. Kürtlerin yıllardır sürdürdükleri mücadelenin sonucu olarak ortaya çıktı. Türkiyeli ve Ortadoğu halklar; Kürt halkının kesintisiz mücadelesine, mücadele geleneğine, direniş geleneğine şahit oldular. Onca bedele rağmen, özgürlük arayışından vazgeçmeyen bir gelenek bu. Şimdi sonuçlar halklar lehine filizleniyor. Ve bu geleneğin önemli bir yanını ısrar oluşturuyor. Ortaklık oluşturuyor. 

Kimse AKP’den ‘U’ dönüşü beklememeli. En azından şimdiye kadar yaptıkları bunun geri dönüşü olmayacağını gösteriyor. Yani ‘daha büyük bir savaşın arifesindeyiz’ demek yanlış olmaz. Yaşamın içinde olup, gelişmelerin kıyısında durma zamanı çoktan geçti. Durmak isteyen de duramaz, duramayacak. Bundan sonrası ya faşist sistemin inşasına karşı durma, ya da mahkumu olma zamanıdır.



1648
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: