Haydi Köln’e!

aycicek@gmx.net | 12 Kasım 2016 Cumartesi

XWE METİN AYÇİÇEK

Şimdi oturup yeniden düşünme zamanıdır. Üç kuruşluk kâr için bir halkın özgürlüğünü satışa çıkaran Almanya ve tüm Batı kapitalizmi, dostunu düşmanını yeniden saptamak zorundadır. Biliyorum, kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı kesermiş. Ama bu devletleri halkların çıkarlarının yanına biraz da olsa çekebilmek, bu ülkelerdeki mücadelelerle gerçekleştirilebilir. 

Başta Almanya, Fransa gibi ülkelerde Kürt halkının özgürlük mücadelesine yıllardır düşmanca bir tavır sürdürüldü. Kürt halkı “özgürlük” dedikçe onlar bu çığlığı bastırmaya, etkisini yok etmeye çalıştılar. Avrupa ve ABD egemenleri sömürgeci devletin silah gereksinimini karşılayarak kazanç sağlarken, Halepçe katliamında onların sunduğu kimyasal silahlarla ölen süt çocuklarının kanıyla renklendi elleri. Cizre’de bodrum katlarında Türk devleti tarafından yakılarak öldürülen çocukların çığlıklarına da kapatmışlardı kulaklarını kâr adı verilen tıkaçlarla. Ve o topraklarda adım adım yükselmesi için omuz verdikleri faşist diktatör, her faşist megalomanda görülen tipik sendromunu tekrarladı. Kürt’e atılan bumerang döndü ve sahibini vurdu: “Eyy…” diye kükreyen tehditler adım adım fiile dönüştürülmeye başladı bile. 

Batının nesebi sahih çocuğu Tayyip’in, taşıdığı genetik hastalık Avrupa’da yeni fark edilebildi. Avrupa anakentlerinde patlayan “canlı bomba” eylemleri, DAİŞ’in eliyle gerçekleşse de Tayyip’in parmak izlerini taşıyordu. Ve halklar can güvenliği derdiyle fırladılar sahneye yeniden, aynı soruyu sorarak: “Dost kim, düşman kim?” 

Uluslararası listelerle “terörist” olarak adlandırılarak yasaklanan Kürt Özgürlük Hareketi’nin önder gücü “PKK” (Kürdistan İşçi Partisi), bugün Ortadoğu’da eşit ve özgür koşullarda barış içerisinde birlikte yaşamak isteyen halkların umudu haline gelmiştir. Bölgede AKP’nin Yeşil Faşizm uygulamasının Ortadoğu için üretilmiş satırı olan DAİŞ’e karşı sürdürülen tek ciddi mücadelenin, YPG ve YPJ gibi PKK’nin ideolojik ışığını benimsemiş özgürlük güçleri tarafından yürütüldüğü açıktır. Buna karşılık sömürgeci Türkiye ve müttefiklerinin PKK hareketini yasaklayan anlayışı, insanlığın özgür ve eşit bir gelecek modeline karşıtlıktan kaynaklanmaktadır. Kürt Özgürlük Hareketi sadece Ortadoğu’nun en ırkçı siyasal gücü olan Türk sömürgeciliğine ve onun öz evladı DAİŞ’e karşı mücadelesiyle değil, aynı zamanda kendi iradesi dışında parçalanmış Kürdistan’ın bütününde özgürlük ışığının aydınlatılarak bir siyasal geleceğin inşasında başarılı adımlar attı. Ve eğer bu kurak topraklarda özgür yarınlara yönelik umut, hızla ve yaygınca yeşeriyorsa işte bu örgütün sürdürdüğü mücadele nedeniyledir. 

Devletlere bir çağrı yapmıyorum, biliyorum ki onlar egemen sınıflarıyla birlikte çıkarlarından başka bir değerin yanında yer almazlar. Ama halklar kendi çıkarlarını gelecek perspektifiyle değerlendirerek çözüm önerileri üretip gerçekleştirmelidirler. İşte tam da bu noktada bu devletlerin “terör listesi” adıyla PKK’ye bağladıkları prangaları reddetmek gerekiyor. Böylece insanlığın, özgürlükçü, çoğulcu katılımcı emek eksenli bir demokrasiye yürüyüşü de büyük ivme kazanacaktır. Önümüzdeki ilk adım bu mücadelenin örgütlenmesi olmalıdır.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) - Almanya, geleceğe özgürlük ışığını taşımak isteyen bütün Prometheus’ları Türkiye Cumhuriyeti sömürgeciliğinin halkları ve onların iradesini temsil eden HDP’yi çökertme operasyonunu protesto etmek ve istemlerini dillendirmek için Köln’e çağırıyor! HDK-Almanya çağrısında, gerçekleştirilecek dev mitinge “AKP-Saray faşizmine BOYUN EĞMEYECEĞİZ! Almanya’nın suç ortaklığına SESSİZ KALMAYACAĞIZ!” diyerek çağrı yaptı.

Sesimizi yükseltmeliyiz: “PKK Yasağı kaldırılmalıdır!” 



2357
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: