Veda..!

isikiscanli@hotmail.com | 24 Ekim 2016 Pazartesi

DR. IŞIK İŞCANLI

Bu bir veda yazısı değil. Başka bir tanımlama bulamadığım için bu başlığı kullamak zorunda kaldım. Gazetemize yeni başlayan dostların ‘Merhaba’ diye başlamaları gibi ben de ‘veda’ başlığını kullandım. 

Ancak asıl nedeni başka ve bu bilinçli bir seçim de diyebilirim. Çünkü vedalaşmak travmalı insanlar ya da toplumlar için oldukça zordur, hatta imkansızdır gibi bir şey. Ben şimdi bu zor olan şeyi yapmaya çalışacağım

Çoğumuzun yaşadığı, bildiği ve deneyim sahibi olduğu gibi, yaşadığı topraklarını, vatanını, sevdiklerini, bir gecede hiç kimse ile vedalaşmadan, sarılıp öpmeden terketmek zorunda kalan, ya da sevdiği insanların bir gün evden çıkıp bir daha geri dönmediği bir toplumun bireyleriyiz. Bunların insan psikolojisi üzerindeki etkileri o kadar derindir ki, günlük ve hatta gelecek yaşamınız üzerinde belirleyici olan etkiler bırakır. Bu neden ile ‘vedalaşmak ritüeli’ oldukça önemlidir.

Vedalaşmadan terkettiğimiz vatanımız, sevdiklerimiz bizi yaşadığımız yeni ortamda, yeni ve farklı bir yaşamı kurmamızı zorlar hatta engeller. ‘Sürgün psikolojisi’ diye tanımlanan ve oldukça çok benzerlikler taşıyan bu durum, vedalaşma ritüelinin yapılmaması sonucudur. Çocuğunun öldürüldüğünü bildiği halde ‘kırk yıl gece yatarken, çocuğu gelebilir duygusu ile kapısını kilitlememek’ gibi bir şey… Her Cumartesi Galatasaray meydanına gitmek gibi bir şey… Yıllarca çalıştığınız iş yerinden vedalaşarak ayrılmak yerine kavga ederek yarılmak gibi bir şey…

Bu konuda yazılacak çok şey var. Ancak ben konuma geri dönersem on yıldan fazladır bu köşede yazıyorum. Yazılarım Politik Psikoloji’de deneme yazılarıydı. Genel olarak yazdığım her güncel konuda dört ana temadan birini işlemeye çalıştım. 

Bunlardan birincisi ve en çok önem verdiğim ‘kronik, kitlesel katliamlar ile sürekli katlanarak yaygınlaştırılmış kitlesel travma durumu ve bunun bir nesilden diğerine aktarımı’. Kısacası kronik, kitlesel PTSS. 

İkincisi ve aynı oranda önemsediğim ‘inkarın inkarı’. Varlığı ve her türlü bireysel, sosyal, kültürel ve tarihsel değerleri inkar edilmiş bir toplumun bireyleri olarak farkında olmadan içselleştirdiğimiz inkar durumu. Toplumsal ve bireysel ilişkilerimize yansıması. Bu konuda çok eleştiri aldım. ‘İki negatiften pozitif çıkar’ diye çok verimli semantik bir tartışma yürüttüğüm bir yazar dostumdan çok şey öğrendim. Bu konu önemsediğim bir konu ilerde yazmayı düşünüyorum.

Üçüncüsü Türk toplumunda, devlet ve birey de ki önemli genetik kodlardan biri olan ‘nasyonal narsizm’ ve sonuçları…

Dördüncüsü, ‘Kürtler arası birlik’. Yukarıda bahsettiğim üç ana konunun çok girift olan etkileşimleri, yarattığı bireysel ve toplumsal sonuçları ve sonuçlarından dolayı çok acılı geçen  bir süreç. Şimdi aciliyeti olan, ’olmazsa olmaz’ı olan konu.

Bu dört konuda ne kadar başarılı ya da başarısız oldum sizin ve gazete emekçilerinin değerlendirmeleri olmadan bir yorum yapamam. Umarım bir katkım olmuştur.

Ve şimdi on yıllık bir süreden sonra vedalaşma zamanı. Bildiğiniz gibi son bir yıldır düzenli yazamadım ve bu köşeyi haksız olarak işgal ettim. Düzenli yazamama nedenim tümüyle kişisel şartlarımdan kaynaklı. Ve bir süre daha düzenli yazma imkanım yok. Aslında bir sene önce vedalaşmalıydım. Ancak yukarıda da anlattığım gibi vedalaşmak benim için de oldukça zor bir eylem biçimi. Küçük bir sinyal ya da uyarı gerekli idi vedalaşmak için.

Öncellikle düzenli yazamadığım için siz okuyuculardan ve gazete çalışanlarından özür dilerim. 

Ayrıca düzensizliğime tahammül gösteren gazetenin bütün emekçilerine ve yazılarımı Türkçe alfabeye çeviren aynı zamanda en iyi okuyucum olan, her zaman (Kürt) ortalamanın üstünde bir kibarlıkla eleştirilerini sunan Cemal Turan’a çok teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunarım.

En içten dileğim; sizinle özgür bir yaşamda tekrar buluşmak dileği ile şimdilik hoşça kalın.



2192
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: