|
|
|
|
|
|
| PolitikArt | | • | editörden - 06 Eylül 2010 Ne zor şarkı söylemek
dehşetin şarkısı olunca.
Dehşetti yaşadığım,
ölümüm dehşetti.
|
| • | ‘Binlerce acı birikti bu ülkede’ - 06 Eylül 2010 ‘Sanki Diyarbakır Zindanı’nda devlet ayrı bir misyon yüklenmiş gibiydi. Kuralları özel, işkenceleri bugüne kadar uygulanan en vahşi yöntemler ve cezaevindeki görevlileri ile en gaddar cezaeviydi.’
‘Bugün serhildanlara dönüşen gerilla cenazelerini gördüğümde nereden nereye geldik diyorum hep. Biz Mazlum’un cenazesini alıp memlekete gittiğimizde üç beş kişi vardı yanımızda. İnsanlar korkuyordu o zaman.’ |
| • | İDRİS GÜZEL: Dört yıl güneşi görmedik... - 06 Eylül 2010 O yılları, kendi yaşamımın bir bölümü açısından ve insanlık adına ‘kayıp yıllar’ olarak görüyorum. Fakat o yılların aynı zamanda bir halkın özgürlük değerlerine başlangıç yaratması bakımından çok anlamlı bir yeri olduğuna da inanıyorum. |
| • | XWE METİN AYÇİÇEK: 12 Eylül’lü bir doğum öyküsü - 06 Eylül 2010 Nürnberg Film Festivali’nde Çağan Irmak’ın ‘Babam ve Oğlum’ filmini seyrettikten sonra, film sonrası söyleşiye katılan yönetmene, biraz da takılarak: „Benim öykümü biraz da değiştirerek aktarmışsınız ama benden izin almadınız“ dediğimde o da şaşırdı ve yanıtlamak ihtiyacı duydu: „Hayır, bu tanıdığım birinin gerçek yaşam öyküsü.“ |
| • | SENNUR SEZER: 95’e kadar yaşamak - 06 Eylül 2010 “Hemen çıktığınız yere girin, darbe oldu!” 12 Eylül’ü sokağın başını tutmuş bir bahriyeli askerden böyle öğrendim. |
| • | CEMAL TURAN: Bir göz kırpış! - 06 Eylül 2010 Maraş olaylarının ardında, okulda yaptığımız boykot ve okul işgalinden dolayı ilk gözaltı ile karşılaştım. Ardından, dergi, bildiri dağıtmaktan dolayı ‘Kurtuluş’ örgütü elemanı olmaktan 16 yaşımdayken (resmi yaş 14 idi) 15 günlük ilk uzun gözaltımı yaşadım. 1979 Eylül’ünde yaşadığım bu gözaltı, ‘Nasıl yaşayacağım’ın rotasını çizdi. |
| • | YILMAZ KIZILIRMAK: Darbeciler en güzel yıllarımı çaldılar - 06 Eylül 2010 8 çocuklu yoksul bir Alevi ana babanın 7’inci çocuğu olarak 1960 yılı başında Çorum/Alaca Külah Köyü’nde dünyaya geldim. İlkokula başlayana kadar fistanla dolaştım çünkü erkek çocuk giysileri pahalı, bizim ise alabilecek durumumuz yoktu. |
| • | CUMHUR YAVUZ: Hesaplaşma derdi olanlardanım - 06 Eylül 2010
“Tüm köy halkı sırasıyla sorgudan geçiriliyordu. Devrimcilerin ailelerine çok acımasız işkenceler yapıyorlardı. İstisna örnekler de olsa; köy meydanlarında analarımızın bacaklarından asıldığı söylentileri yayılıyordu. Köylere tek tek baskınlar yapılarak devrimciler aranıyordu…“ |
| • | İRFAN CÜRE: 12 Eylül’ün ilk günleri - 06 Eylül 2010 12 Eylül 1980 sabahı erkenden kalktım. Çabucak yüzümü yıkayıp, sokağa çıktım. Kaç gündür beklediğim buluşma nihayet bugün olacaktı ve ben de yeni bir göreve başlayacaktım. |
| • | CİHAN ERDOĞAN: Kanayan coğrafyadan evrensele açılan pencere Yılmaz Güney - 06 Eylül 2010 Yılmaz Güney „Her birimiz ayrı cephelerden akıp gelen büyük bir nehir oluşturarak ülkemizde akan kana dur demek için elimizden ne geliyorsa onu yapmalıyız. Diyarbakır, Metris, Mamak zindanlarında ölüm makinaları çalışıyor. Kenan Evren ve şurekasına karşı yurtdışında da yapacak çok şeyler vardır“ dedi ve dediklerinin hepsinin arkasında da durdu. |
| • | editörden - 22 Agustos 2010 “...Zafere ve hedefe az bir zaman kalmışken ölüyorum. Kurtulacaklara ve yarının özgürlük ve barışının güzelliğini tadacaklara mutluluklar diliyorum. Eminim ki Fransız halkı ve özgürlük için savaşanlar, bizim hatıramızı insanlık onuruyla taçlandırmayı bilecekler. Ölüm anında, Alman halkı için hiçbir nefret duymadığımı ilan ediyorum, hiçkimse için nefret duymuyorum, herkes eninde sonunda hak ettiğini alacaktır, ceza ya da ödül olarak...” |
| • | SİBEL ÖZBUDUN: ‘Mağlup mu denir şimdi onlara’ - 22 Agustos 2010 “Ki insanlar rüya görmüyor/Ve sıfır nedir biliyorlar/Düş kuranlarsa çoktandır/Meczup sayılıyor artık”[1]“Yenildiler./Yenenler, yenilenlerin/dikişsiz ak gömleğine sildiler/kılıçlarının kanını.”
Ve devam eder Usta:
|
| • | SERDAR EROĞLU: Büyük ‘kaybedenler’! - 22 Agustos 2010 Tarih büyük kaybedenlerin hikayeleriyle doludur.
Altıncı yüzyılda yaşayan Mazdek, Zerdüştlüğün kurulan kast düzeninin bir aracı haline getirildiği İran’da, Tanrı katından geldiğini, tüm insanların eşit olarak yaratıldığını ve her türlü özel mülkiyetin ortadan kaldırılması gerektiğini söylemişti. |
| • | A. GALİP: PİR SULTAN ABDAL neyin sembolüdür? - 22 Agustos 2010 Sorunun yanıtı derhal verilebilir. Öncelikle talancı bir ekonomik düzenin mağdurlarının tarihe geçmiş isyanı ve sesidir. Ancak bununla sınırlı olduğu söylenemez. |
| • | ENGİN YURTSEVER: Beyaz boyalı evler - 22 Agustos 2010 Niye geciktiğini düşünürken kapı çaldı, havanın sıcaklığına dayanamayıp tişörtümü de çıkartmıştım. Pencere açıktı; rüzgar esiyordu; yine de oldukça sıcaktı. |
| • | NURİ ASLAN: Tapınağın Gözyaşları - 22 Agustos 2010 Adem ile Havva’ya dair yaradılış efsanelerini dinleyip de bu alemden kaç neslin gelip geçtiği bilinmez. Çoook... çoook... eski derler ya; işte öyle bir şeydir o yaradılış efsanesi. Ve sonrasında çoğalan insan nesli kendini yaratanları yaratarak geldi bugüne. |
| • | SEYİT EVRAN: Gerillada Şeceryan’ı dinlemek - 22 Agustos 2010 Yaklaşık bir haftadır bir müziği dinliyor ve dinlerken adeta zikre duruyorum. İnsana ruh veren, insanın ruhunun içinde gezinen, insanı tarih öncesine defalarca götürüp getiren cinsten bir müzik dinlediğim. |
| • | AHMET ATAŞ: Turgut Uyar’ı Londra’da okumak - 22 Agustos 2010 Cemal Süreya, İkinci Yeni’nin ‘bir elinde kadeh öbürünü ise hep yarasına bastırarak tutan’ en üretken şairlerinden Turgut Uyar’ın ölümünden sonra, yakın dostunun anısına karaladığı Turgut Uyar adlı şiire şu dizeyle başlar: “Ak odada oturur / Kapısı penceresinden çok.” |
| • | HÜSEYİN AKAR: Dersim’in ünlü halk ozanı: Sey Qajî - 22 Agustos 2010 Günümüzde pek tanınmayan halk ozanının asıl adı Seyite Qajî’dir. Dersim’in Nazmiya ilçesi Cîvarîk (Sarıyayla) köyüne bağlı Gemik mezrasındandır. 1871 yılında, aşiretler arası çekişmelerin ateşli bir sürecinde dünyaya gözlerini açar. |
| • | BÜLENT GÜNDÜZ: İki dengbêjin Aşkı: Evdal ile Gulê - 22 Agustos 2010 Aşk; uğrunda sürgüne gidilebilen, hiçbir sorgu olmaksızın gözü kapalı kabullenilen, uğrunda din değiştirilen, ayak tırnağından saçın teline insanı yerden yere vuran, bazen yüreğini bir kuşa teslim edip köy köy gezdiren hatta onun sadakatiyle ilahiyete ulaşılabilen ulvi bir olgu oldu hep insanın yaşam serüveninde. |
| • | editörden - 08 Agustos 2010 yakılmış bir köyün adıydı adın
görmedi kimse
içinde ben de yandım
o gün bugün kalbimin doğusunda tüten duman
nerede olursan ol göğündeyim kanlı tarih her zaman
Mardin’im, Midyat’ım
ah benim altından avaze sesim
kardeşlerimdi ölen de, öldüren de
aranızdaki duvarda
gömülü kaldım ...
Murathan Mungan
|
| • | İHSAN ÇETİN: Çokkültürlülük ve kimlik bağlamında Midyat - 08 Agustos 2010 Midyat ilçesinin etnik yapısına ilişkin yapılacak bir tartışmada, Midyat’ın tarihsel boyutu göz önünde bulundurulmak kaydıyla, -ideal anlamda olmasa bile- ilçenin çoğulcu toplum yapısından çok çokkültürlü bir yapıya sahip olduğunun iddia edilmesi mümkündür. |
| • | SADIK ASLAN*: Midyat: Taş, çan ve kan… - 08 Agustos 2010 Turabdin’deki eskinin canlı, şimdiyse sahipsiz, sessiz Süryani köyleri gezildiğinde, köylerin ve kiliselerin bahçesinde ilk bakışta hemen göze çarpan yaygın badem ağaçları, tarihsel boyutuyla Süryanilerin iki halini anlatabilmek için çarpıcı bir figür olabilir belki. |
| • | TAYLAN DOĞAN: İfade özgürlüğü ve otosansür - 08 Agustos 2010 Avrupa’da yayın yapan Yeni Özgür Politika gazetesinin kültür eki PolitikART benden İfade özgürlüğü ve otosansür’ başlıklı bir yazı yazmamı istediğinde, nasıl bir yazı yazmam gerektiğini düşündüm. |
| • | NİHAT GÜLTEKİN: Dünyanın en büyük ikinci meteor çukuru: Qula Tepî - 08 Agustos 2010 Tarihi ve kültürel bir zenginlik kenti olan Bazîd’in turizm açısından en önemli yerlerinden biri de Meteor Çukuru’dur. Bazîd’in 35 kilometre doğusunda, İran sınırına 2 kilometre uzaklıkta, Gürbulak sınır kapısı ile Sarıçavuş –Gülveren (Gırberan) köyü arasındadır. |
| • | BERFİN KOÇER: Arayışın buluşma noktası - 08 Agustos 2010 Kaybedileni bulmanın
heyecanı yoldaşlıkta
buluştuğunda ve
aradığın yoldaşlığın
kendisiyse eğer,
baktığın yerde bulduğun
ilk yoldaşça bakış ya da yoldaşının bakışı buluşun oluyor, sen oluyor. Ve o an aradığı yoldaşlıktı, yoldaş bildiği bakışlardı. Bize aynı patikada aynı heyecanı yaşatan da yine bu yoldaşlık
olmuştu. |
| • | MERAL ÇİÇEK: Sureya Bedîrxan - 08 Agustos 2010 Sureya Bedîrxan idam cezasına rağmen sonra affedilse de, 1910’da yine sürgüne gönderilir. İki yıllık sürgünden sonra İstanbul’a dönüp, orada gizli bir devrimci Kürt komitesi örgütler. Ancak yine yakalanıp, ölüme mahkum edilir. Bu kez zindana atılır. Fakat buradan kaçmayı başarır ve 1913’te Osmanlı İmparatorluğu’nu terk eder. |
| • | ELİF SONZAMANCI: ‘Castingshow’larda seyirci ve parasosyal etkileşim - 08 Agustos 2010 Sayıları artık parmakla sayılamayacak kadar çok olan ‘castingshow’lar kapitalizmin de yeni bir kazanç kapısı aslında. Özellikle seyircilerin, telefonla yada SMS yoluyla oylama yaparak, programdaki elemelerde belirleyici kılınması, bu tür yarışmalara ilgiyi daha fazla artırıyor. |
| |
|
|
|
|
|