Anasayfam yap | Sık kullanılanlara ekle 
  Ana sayfa  Haber  Kültür-Sanat  Kadın  Kurdî  Toplum-Yaşam  Dizi  Forum  Avrupa  PolitikArt  Yazarlar  Arşiv  İlan-Reklam  İletişim  Künye  RSS 
      Birinci Sayfa
PolitikArt
Yeni_Özgür_Politika
» ‘Binlerce acı birikti bu ülkede’
»editörden
»İDRİS GÜZEL: Dört yıl güneşi görmedik...
»XWE METİN AYÇİÇEK: 12 Eylül’lü bir doğum öyküsü
»YILMAZ SEZGİN: 12 Eylül’ü Diyarbakır’da yaşamak
»SENNUR SEZER: 95’e kadar yaşamak
»CEMAL TURAN: Bir göz kırpış!
»YILMAZ KIZILIRMAK: Darbeciler en güzel yıllarımı çaldılar
»CUMHUR YAVUZ: Hesaplaşma derdi olanlardanım
»İRFAN CÜRE: 12 Eylül’ün ilk günleri
»CİHAN ERDOĞAN: Kanayan coğrafyadan evrensele açılan pencere Yılmaz Güney
FORUM
»ENGİN DOĞRU: Referandum ve Aleviler
»ALİ HAS: Referandum neden “Boykot” edilmeli?
»BAKİ GÜL: Eylemsizliğe karşı sınırötesi operasyon mu?
»MİHDİ PERİNÇEK: ‘Kalê Nemir’ Seyid Rıza’nın kemikleri sızlatılmamalı
»ALİ ERDOĞAN: Referandumun arka bahçesi ve Alevilerin duruşu!
»CAN KASAPOĞLU: Mazlumlar cephesi ve boykot
»BAKİ GÜL: Uçurumun kıyısındaki umut!..
 


07 Subat 2010
Coğrafyamızda yaşanan hak ihlallerini düşündüğümüzde, büyük bir alanı cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri oluşturur. Cumhuriyet öncesinden bu yana, “sistem muhaliflerine” yönelik uygulanan “özel hukuk”, “özel infaz rejimi” ve “özel cezaevleri” her zaman varlıklarını korumuşlardır.


 İlgili Başlıklar
 » CEREN IRMAK: Kelepçe, zincir filan gibi hazin ve rezildiler
Özellikle, Kürdistan’da sadece bölgeye özel çıkartılan yasaları örneğin, İzale-i Şekavet yasasını, Tunceli Yasasını, İskân Kanunu, İstiklal Mahkemeleri Kanunu unutmak mümkün müdür?
Türkiye’de rejim muhalifleri fikirleri nedeniyle cezaevlerine mahkum edilmişlerdir.
Onlar, sadece cezaevlerine konulmakla kalmazlar bir de cezaevinin içinde “izolasyona” tabii tutulurlar.
Sadece “izolasyon” da söz konusu değildir. Türkiye Cumhuriyeti tarihi adeta “cezaevi katliamları” tarihidir de…
Diyarbakır cezaevinde yaşananlar, Eskişehir sürgünleri, 19 Aralık katliamı, Ulucanlar.. hiçbirimizin zihinlerinden silinemez.
Yıllar önce “izolasyon tipi” ya da bilinen ismiyle “F tipi” cezaevleri tartışması başladığında, İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesi olarak bir çalışma başlatmıştık. Yaptığımız araştırmaların sonucunda, “izolasyon tipi” cezaevinin bir CIA projesi olduğuna karar vermiştik.

Uzun yıllar önce Amerika’da, “cezaevine konulan bir insan, nasıl kendisi olmaktan çıkarılır” fikri üzerine düşünülmüş ve bir profesör olan Edgar Shine 16 maddelik bir plan hazırlamıştır.
Bu cezaevi sistemi sadece Amerika’da değil Avrupa Birliğine dahil ülkelerde de uygulana gelmektedir.
Amaç, cezaevine konular “kişinin” ve özellikle de “muhaliflerin” toplumdan tamamen soyutlanarak hayata ilişkin tüm ümitlerinin son bulmasıdır.
2000 yılında, 19 Aralık katliamı yaşanıp mahpuslar F tipi cezaevlerine nakledildikten sonra, birgün Tekirdağ cezaevine ziyarete gitmiştik.
Dışarıdan küçük bir papatya koparıp, defterimizin arasına saklamıştık. Bu çiçeği görüştüğümüz mahpus arkadaşımıza verdiğimizde, onun gözlerindeki pırıltıyı ve yüzünün ifadesini hiçbir zaman unutmam mümkün değil!
Bu nasıl korkunç bir uygulamadır ki, insanların çiçek yetiştirme hakları dahi engellenir. Bu uygulama açıkça devletin bir “öç alma” yöntemidir.
Yıllardır, Türkiye’de yerleşik sisteme itirazlarımızı dile getiriyoruz. Ve yasama, yürütme, yargı kurumları ve büyük medyanın militarizme bağımlı oluşunu dile getiriyor ve durum değişmeden, yaşadığımız coğrafyada demokratikleşmenin sözkonusu olamayacağını belirtiyoruz.
Bu yazıyı yazarken, 1994 yılında Diyarbakır cezaevinde yaşanan vahşeti hatırladım.

11 mahpus, kafaları parçalanmak suretiyle katledilmişlerdi. Avukat arkadaşım Osman Ergin ile birlikte Diyarbakır’a gitmiştik. Oradaki insan hakları savunucusu arkadaşlarımızla beraber Adalet bakanlığını aradığımızda, aldığımız cevap çok çarpıcıydı. Adalet bakanı, “olaydan benim de haberim yok, nasıl olduğunu bilmiyorum ve araştırıyorum” diyordu.
Aslında doğruyu söylüyordu. Bu vahşet o dönemin adalet bakanının emri ile değil Genelkurmay’ın emri ile yapılmıştı.
İşte asıl sorunda buradadır. “Sivil siyasetçiler” karar alma mekanizmalarındaki sorumluluklarını militaristlere bırakmışlardır. Ve son derece korkaktırlar.
Ve onlar böylesine korkak oldukları sürece, her alanda olduğu gibi cezaevlerinde yaşanan “hak gasplarına” karşı da verilecek tek bir cevapları olamayacaktır.
Sivillerin yetkilerini askerlere devrettikleri en çarpıcı cezaevi gerçeği de İmralı cezaevidir.
İmralı cezaevi, Türkiye’nin iç hukukuna da aykırı bir biçimde “özel bir statü” ile yönetilmektedir.
Yıllar önce, Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildiğinde ilk avukatları olarak Bursa savcılığı ile yaptığımız tüm görüşmelerde bize verdiği cevap daima aynı oluyordu.
“YETKİM YOK!” Yetkisizlikleri hala devam etmekte. Ve İmralı cezaevi birçok katliamın sorumlu Özel Harp Dairesine bağlı olarak yönetilmekte. Tecrit bir insanlık suçu! Cezaevine koyup, yaşamla ilgili tüm haklarından yasakladığınız insanları adeta ölüme terk ediyorsunuz. Ancak, İmralı cezaevine baktığımızda bu olayın çok daha farklı bir boyutu var. Yaptığınız uygulamalarla sadece Öcalan’ın haklarını ihlal etmiyorsunuz. Aynı zamanda bir ulusun barış taleplerine de ket vuruyorsunuz.
Kürt ulusu, insanlık dışı tecrit politikalarına rağmen, sağduyulu halini yitirmemeye çalışıyor.
Bu yazının yazıldığı gün, Türkiye’de Tekel işçilerine destek veren işçi ve memurlar genel grev yapıyorlar.
Coğrafyamızda süren yaklaşık 30 yıllık savaşa karşı, birgün bile genel grev yapılamayışı bana çok düşündürücü geliyor.
Şunu hiç unutmayalım ki; bugün genel grevde olan işçi ve memurların sofrasında çalınan ekmeğin en önemli sebebi, uygulanan savaş politikaları ve politikalara harcanan paralardır.
İşte bu fikrin, bu inancın, toplumsallaştığı gün, coğrafyamızda ırkçılık, savaş, soykırım, tecrit, ayrımcılık da son bulacaktır.

* Avukat, Hak Savunucusu

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
Okunma: 441 Yazdır
 Diğer Haberler
 • editörden
 • ‘Binlerce acı birikti bu ülkede’
 • İDRİS GÜZEL: Dört yıl güneşi görmedik...
 • XWE METİN AYÇİÇEK: 12 Eylül’lü bir doğum öyküsü
 • YILMAZ SEZGİN: 12 Eylül’ü Diyarbakır’da yaşamak
 • SENNUR SEZER: 95’e kadar yaşamak
 • CEMAL TURAN: Bir göz kırpış!
 • YILMAZ KIZILIRMAK: Darbeciler en güzel yıllarımı çaldılar
 • CUMHUR YAVUZ: Hesaplaşma derdi olanlardanım
 • İRFAN CÜRE: 12 Eylül’ün ilk günleri
 
AYHAN BİLGEN
Türkeş (Diyarbakır’da) yaşasaydı ‘evet’ derdi!
MUSTAFA KARASU
Neyin karşılığı aferin
Dr. IŞIK İŞCANLI
‘Ağaç teorisi’ ve Erdoğan
XWE METİN AYÇİÇEK
Tarih, Özerklik ve Anayasa
SUAT BOZKUŞ
Referandum ve boykot
MURAT ÇAKIR
Sarrazin ve deneme balonu
İNCİ HEKİMOĞLU
Kendi vicdanınızı sorgulayın!
HAYDAR IŞIK
Erdoğan sultanlığı ve düşkün Kürtler
FELEKNAS UCA
Lîstika referandûmê
HİCRİ İZGÖREN
Sol El Konçertosu
 Tanıma-Tenfiz davaları
KADIN
Yeni_Özgür_Politika
» Fail hükümet azmettirici Adli Tıp!
»Britanya'da kadın ve barış paneli
»Kadınlardan mevlit
»Şiva’yı öldürmek için gerekçeleri bol!
»Tarman AİHM’e gidiyor
»‘Devlet ve medya suç ortağı’
»Londra’da ‘töre’ cinayetine gözaltı
»Sakine’nin yanındayız

42  41  40  39  38  37  36  35  34  32  31  30  29  28  27  26  25  24  23  22  21  20  19  18  17  16  15  14  13  12  11  10   9    8    7    6    5    4    3    2      1
Top 10 Haber
 • HPG: İhanet karşılıksız kalmayacak
 • JİTEMİ DEŞİFRE EDİYORUZ - 2: Kürtlerle ilgili her şey izleniyor
 • Amed’de katliam: 11 ölü 13 yaralı
 • İŞTE AKP TERÖRÜ
 • JİTEMİ DEŞİFRE EDİYORUZ - 1: JİTEM’in kirli yüzü bir kez daha açığa çıktı
 • Gerilladaki Erternasyonalistler - 5: Artık bir Guyi kadar Kürt
 • Büyükanıt şov yaptırıyor
 • TERÖRİZM BUDUR
 • JİTEMİ DEŞİFRE EDİYORUZ - 4: Sarhoşları bile fişliyorlar
 • JİTEMİ DEŞİFRE EDİYORUZ - 3: İslamcılar da izlemede

Copyright © 2010 Yeni Özgür Politika

Bu sitede yayınlanan tüm bilgilerin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
Telefon: 00 (49) 6102 367690 | Fax: 00 (49) 6102 367696 | Bilgi: info@yeniozgurpolitika.org | Haber: haber@yeniozgurpolitika.org